Şevki Koca
Şahkulu Bektâşi Dergâhı'nın Son Babagân Postnişinleri ve Bektaşilerin Zor Yılları (1826-1953)
Değerli okurlarım; bu naciz çalışmamızda sizlere tüm cumhuriyet tarihimiz boyunca çeşitli nedenlerle deşifre edilmemiş bulunan Bektaşilik tarihinin paronayal bir dönemine ilişkin özgün bilgileri aktarmak arzusundayız. Özellikle yaşanan tüm hadislerin, stratejik konumu dolayısıyla tam merkezinde bulunan Şahkulu (Merdiban veya Merd-i iman) Tekyesi'nin, 1804-1953 yılları arasında hizmet gören postnişin lahikası çerçevesinde yansıtacağım oldukça özet ve biyografik kronogramları dikkatlice takip ettiğinizde, 1826 yılından günümüze değin yaşanan; hüzün, kırgınlık, hüsran, yeis ve gizlilik içindeki karanlık yılları ve trajedik disiplini çok net değerlendirebileceğinizden eminim. Çoğu zaman beşeri siyasetin kaçınılmaz rüzgarlarından ve yine dönem, dönem şahsi ihtiras ve çıkar ilişkilerinden sarhoş düşmüş, hatta “esir-i nefs” olmuş, deyim yerinde ise taklidi Bektaşilerin içine düştükleri dramatik duruma ibretle hayret edeceksiniz!..
Şahkulu Dergâhı'nın son devirlerine ilişkin ve yazılı metin haline gelmiş bütün çalışmalar genellikle, Ehlibeyt dostu, ünlü araştırmacı merhum Cemalettin Server Revnakoğlu’nun Galata Mevlihanesi'ne vakfettiği ve Şahkulu Dergâhı'nın son dönemine ilişkin belgelere havi kodeks’i baz alınarak realize edilmiştir. Oysa bu dosya, dışarıdan bir bakış açısı olmaktan maa’da oldukça eksik ve yanlış bir istifin sonucunda, hem tashihe muhtaç ve aynı zamanda içeriden açınımlara gereksinim duymaktadır.
Bu yazımız vesilesi ile bu alanda çalışmalar yapacak akademisyenlere yeni bir veri tabanı oluşturacak ölçüde ve spekülatif olmayan nesnel zenginler sunacağımız kanısındayız. Öte yandan belirtmeden de geçemeyeceğim. Söz konusu bu içerikle ilgili yeni bir çalışma da değerli dostum, Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden Sn. Dr. Hülya Küçük tarafından bu yıl yayımlanan “The Role Of Bekteshısın Turkey’s Natıonal Struggle” isimli eserde sunulmuştur. Konu ile ilgili araştırmacılara spesifik perspektifler açabilecek mahiyette taze bir soluk olarak önermek arzusundayım. Hak erenler daim yardımcımız olsun.
Şahkulu Dergâhı'nın Son Postnişinleri (*) (1804-1953) Görev Yılları Vefat
1. Mehmet Ahîr Baba 1804-1826 1839
2. Hacı Ahmet Nûr Baba 1840-1849 1850
3. Halil Revnâki Baba 1849-1850 1850
4. Ali Tûrabi Baba 1850-1851 1869
5. Üsküplü Hacı Sâdık Baba 1851-1853 1853
6. Hacı Hasan Baba 1853-1856 1857
7. Kesriyeli Hacı Ali baba 1857-1863 1863
8. Mehmed Ali Hilmi Baba 1863-1885 1907
9. Mustafa Yesâri Baba 1885-1908 1908
10. Ahmed Burhan Baba 1908-1918 1918
11. İbrahim Feyzî Baba 1918-1921 1927
12. Mehmed Tevfik Baba (1’nci geliş) 1921-1922 (.....)
13. Ahmed Nuri Baba 1922-1924 1924
14. Mehmed Tevfik Baba (2’nci geliş) 1927-1935 1939
15. Pepe Niyazi Baba 1935-1936 1936
16. Prizrenli Behlül Baba 1936-1941 1971
17. Hasan Tahsin Baba 1941-1953 1953
Postnişinlerin Biyografi ve Tevelüd’leri
1. Mehmed Âhir Baba
1804 yılında nasbedildiği, Şahkulu postnişinliğinden 1826 yılında (II. Mahmud dönemi) Bektaşi tarikatının yasaklanması ile ayrılmış ve Şeyhislam Tahir Efendi fetvası mucibince İzmir’in Tire ilçesine sürgün edilmiştir. 1839 yılında Hakk’a yürümüş olup, muhiblerince Tire’nin bilinen iki Bektaşi dergâhından birisi olan ve Erbain Dağı eteklerinde, Bozdağ yaylası kurbindeki Baba Sultan ismiyle maruf Tekye’nin hazeresine defnolunmuştur. Bugün yıkıntı halindeki dergâhın harab kabristanındaki kitabesiz ve elfi taç’lı kabir kendisinindir. Baba Sultan dergâhının bir diğer ismi de “Arap Pınarı” tekyesidir. Bu dergâhın faaliyetine Abdülhamid dönemi yeniden izin verilmiş olup bu yıllardaki postnişini Hacı İbrahim Baba’dır (ölm. 1889). Daha sonra Hacı Hüsnü Baba (ölm. 1916) hizmet görmüştür. (Bu zatı, Mehmed Ali Perişan Dedebabadan icazetli ve 1894 yılında Hakk’a yürümüş olan Sturgalı şair Hüsnü Baba ile karıştırırlar.) Bu dergâha Hacı Hüsnü Babadan sonra Mora-Yenişehirli Hacı Ahmed Baba (ölm. 1924) ve daha sonraları şair Cevdet Şimşir (Aşki) Baba postnişin olarak nasbedilmiştir. Son postnişini ise Ahmet Sırrı Dedebaba’dan 1951 yılı icazet alan Hasan Hulki (Can) Baba olup 1967 yılında Hakk’a yürümüştür. Fıkralara konu olmuş Can Baba bu zattır.
2. Hacı Ahmed Nûr Baba
Kayıtlarda Ahmed Santuri Nûr Baba olarak da yer alır. Mücerred Baba’dır. Abdülmecid Han’ın zevcesi Bezm-i âlem Vâlide Sultan’ın kişisel karizması ile Şahkulu postnişinliğine nasbolunmuştur. Esasen sarayın Cuma vaizi iken, Seyyid Nebi Dedebaba’dan el alır. Nakşibendi kökenlidir. Bilinenlerin Aksine bu dergâh hizmete, Halil Revnâki Baba dönemi değil, Hacı Ahmed Nur Baba eli ile 1840 yılında açılmıştır. Dokuz yıl postnişinlik yapan Hacı Ahmed Baba, 1849 yılında Hakk’a yürümüş olup, kabri Şahkulu dergâhı hazeresindedir. Derviş Selim tarafından hazırlanan kabir kitâbesi aşağıdaki gibidir.
Ya Hû
“Cedd-ü evlad-ı Resul’ım bende-i Ali-i aba
Hamdülillah gine anlardan bana oldu deva
Fani dünyadan geçüp etdim beka’ya irtihal
Al-i evlad-ı Resul’e canımı kıldım feda
Şahkulu Sultan’ile Mansur Baba darındayım
Anların sermestiyem etmez katarından cüda
“Merdiman” dergâhının çün bani-i saniy’yesidir
Rûh-u Pak-i şad’ola hem hep gelen etsün dua
Çıkdı bir nûr arşa Selim söylegil tarihini
Lücce-i envar-ı dosta gitti Hazret-Ahmed Baba”
H. 1266 (M. 1850)
3. Hacı Halil Revnaki Baba
Halil Revnaki Baba 1849 yılında, Çorumlu Hüsnü Dedebaba tarafından Şahkulu Postnişinliğine nasbedilmiştir. Esasen Halveti tarikatı kökenlidir. Bu hizmet’te bir yıl kalarak Hakk’a yürümüştür. Dönemin Halveti Şeyhlerinden Avcızade Mümtaz Efendi’nin ısrarıyla, bir Halveti Şabani Tekyesi olan Silivrikapı-Emirler semtinde mûkim “Seyyid Nizam” camiinin kurbindeki hazereye 1850 yılında defnolunmuştur. Dönemin şeyhislamı olan, Arif Hikmet Efendi nezaretinde kılınan cenaze namazına 1’nci Abdülmecid’in katıldığı kayıtlıdır. Halil Revnaki Baba’nın kabrini ihtiva eden hazerede bugün neredeyse hiçbir örneği kalmayan üç adet Yeniçeri kabri de bulunmaktadır. (İnşallah korunalar. Ş. K.)
Halil Revnaki Baba’nın kabir taşındaki Bektaşi başlığı alışılmışın dışında (12 dilimli olmayıp) dört dilimli, “Ethemi-Yesevi” taç biçimindedir. Öte yandan sanırım bir izansız meczûp tarafından da 12 dilimli Teslim taşı motifi kazınmış durumdadır. Kabir şahidesinde aşağıdaki ibareler yazılıdır.
Hû Dost
“Tarikat-ı A’liyye-i nazenin’den
Mürşid-i agah ve vasl-ı ilallah
Bende-i Ali aba, Sahib-i illa edep
Vel haya, Esseyid Halil Revnaki Baba
Kaffe-i ehl-i imanın ervah-ı şerifleri
Şad-u handan ola”
H. 1267 (M. 1850)
4. Hacı Ali Türabi Baba
Mücerred Bektaşilerdendir. Usûlen Nakşibendi icazeti de almıştır. Aslen Yanbolludur. Şahkulu postnişinliğinde bir yıl kalabilmiş, 1851 yılında Çorumlu Hüsnü Dedebaba’nın Hakk’a yürümesi üzerine ittifakla Dedebaba seçilerek, Hacı Bektaş ilçesindeki Pirevine taşınmıştır. Kendisi hurufi öğelere son derece egemen önemli bir Bektaşi şairidir. Ankara, Maarif Kitaphanesinde A13 / 26 Dosya no ile kayıtlı bir Divan’ı bulunmaktadır. Bu divan, muhiblerinden Halim Derviş tarafından Hicri 1269 yılında derlenmiştir. Nevruziyeleri çok meşhurdur. Bektaşi kültür geleneğinde Türabi mahlaslı birçok şair mevcuttur. Bunların en meşhuru, genelde hurufi-meşrep nefesler yazan ve 1951 yılında Tire’de Ahmed Sırrı Dedebaba’dan Babalık icazeti alan ve 1961 yılında Hakk’a yürüyen Kulalı Mehmed Ercan Türabi’dir ki “Türab-i Sani” ismiyle bilinir. Nefesleri genellikle Hacı Ali Türabi Baba ile birbirine karıştırılır. Diğer yandan Hacı Ali Türabi dedebaba 1869 yılında Hakk’a yürümüş olup kabri Pirevi-hazret avlusunda medfundur. Abdullah Baba tarafından hazırlanan kabir kitabesi aşağıdaki gibidir.
Hû Dost
“Şerbet-i mevt-i içirdi akıbet devran bana
vakt-ü sa’at erdi mühlet vermedi bir an bana
var ümidim kat’ı dest etmen dutup damenini
merhamet şefkat kılar elbet Şah-ı Merdan bana
Mahlasım derler Türabi namıma el-hacc Ali
Postnişinlik hizmetin Hakk eyledi ihsan bana
Vüsatin elde iken şöyle dedi tarihini
Hame destinde işaret eyledi bir can bana
Şerm’sarım rû-siyah cürmümle Şah’ım el-aman
Pir-i Hünkarım meded kıl eyle bir derman bana”
H. 1285 (M. 1869)
5. Üsküplü Sadık Baba
Hacı Sadık Baba, Yanbollu Türabi Dedebaba tarafından Şahkulu Dergâhı postnişinliğine getirilmiştir. Ancak bu hizmette fazla kalamamış ve 1853 yılında Hakk’a yürümüştür. Usulen Nakşibendi icazeti de almıştır. Dervişlik ve Babalık dönemleri Arnavutluk’taki en eski Bektaşi Tekyelerinden olan Jirokastro’daki Asım Baba (Zall) dergâhında geçmiştir. Halen bu dergâhta adına yapılmış bir merkad (nazarlama) bulunmaktadır.
Hacı Sadık baba’nın görevde bulunduğu yıllarda Şahkulu Dergâhı'nın fiziksel arazisi büyütülmüş ve dergâh, dünyada bulunan sadece beş büyük dergâhta yapılabilen mücerred dervişlik ritüelini uygulamaya bu dönemde hak kazanmıştır.
Mücerred Babalardan olan Sadık Baba’nın kabri Şahkulu Dergâhı hazeresinde olup, teslim taşı motifli özgün örneklerden biridir. Şahide’si dervişlerinden kerimi tarafından yazılmış olup, aşağıdaki gibidir.
Ya Hû
“Pişiva-yı ehl-i irfan mukteda-yı salikiyn
vakıf-ı sırr-ı tarikat çaker-i al-i aba
Arif-i billah-ı devran mürşid-i agah idi
Salik-i rah-ı hakikat’dır muhibb-i Mürteza
Hanigah-ı alemin kıldı şikeste camını
Nûş’edüp peymane-i ukba’yı oldu reh-nüma
Ah-u matem’di işi her dem imaman aşkına
Aşina’yı ravza-yi Şah-ı Şerif-i Kerbela
Hac-ı Bektaş Veli’nin bende-i hass-î idi
Zikr-i eyvallah ile itdi yolunda can feda
Katre-i rahmet-i Kerim-i fevt’inin tarihidir
Hac-ı Sadık Baba’ya oldu mekan bağ-ı safa”
H. 1269 (M. 1853)
6. Hacı Hasan Baba
Bu zat aslen İstanbul’lu olmasına rağmen, 1868 yılında dedebaba olan Selanikli Hasan Baba ile karıştırılmıştır. Aslen Nakşibendi kökenli, mücerred Bektaşi Babalarındandır. İleride arz edeceğim Mehmed Ali Hilmi Baba’nın mürşididir. Sultan Abdülmecid Han’ın yakın dostlarındandır. 1853 yılında getirildiği Şahkulu postnişinliğinde ancak üç yıl kalabilmiş ve 1856 yılında Hakk'a yürümüştür.
Bugün Merdivenköy’de bulunan ve dergâhın vakfı içindeki camii’ye meşhuta yaptırarak, onarımını sağlamıştır. Kabri Şahkulu Dergâhı hazeresinde olup kabir kitabesi Giritli Derviş Saffet tarafından hazırlanmış olup, aşağıdaki gibidir.
Ya Hû
“Gel nefir ah eyleme ya-hû acûz-u çarh’a yuf
kıldı cevherveş bu yeri hak-i kabr içre nihan
Masiva’dan el çeküp, kesmişti baş hırkaya
Etdi bu dergâhta vahdet’le ibadet çok zaman
Eyledi isbat makbul-u erenler olduğun
Şahkuluveş bir aziz’in duttu kurbinde mekan
Kevser-i Rahmet ile ruh-u revanın şad’edüp
Şafi-i edsün Aliy’yel Mürteza-yı müstean
Himmet-i Pir’an ile Saffet dedim tarihini
Hanigah olsun Hasan Baba’ya ulyâ-yı cihan”
H. 1274 (M. 1857)
7. Kesriyeli Ali Baba
İstanbul’lu Hacı Hasan Baba dönemi dergâhın aşçı babasıydı. Mücerred babalardandır. Mehmed Ali Hilmi Babanın nasibi sırasında rehberlik yapmıştır. 1857 yılında postnişinliğe getirilmiş olup 1863 yılında Hakk’a yürümüştür. Kabri Şahkulu hazeresinde olup, şahidesi Derviş Saffet tarafından yazılmıştır. Kitabe aşağıdaki gibidir.
Lâ-mevcûda illâ Hû
“Çalış terk-i sivaya varlığın ifna edüp yâ Hû
Değildir çünki Baki kimseye bu Tekiyye-i Baki
Vücudun aşk-ı Hak’ıla işte mahvetti Ali Baba
Firak-u matemi ağlattı bil’cümle muhibbanı
O şems-i evci himmet saye-i evlad-ı Zehra’da
Çerağ etmişdi çok cüyendegan-ı nur-u irfanı
Tarikatında ederdi iktifa asar-ı eslafa
Şuyûh-u salikan içre aransa ender akranı
Erenler mûin-i Şahkulu Sultan ola yarab
Bu zat-ı ekremin her kim olursa Fatihahanı
Oku tarihini yazdı münacat eyleyüb saffet
Ede Şafi-i Ali Baba’ya Mevla şir-i yezdanı”
H. 1280 (M. 1863)
8. Mehmed Ali Hilmi Baba
Hilmi Baba 1863 yılında Selanikli Hacı Hasan Dedebaba tarafından Şahkulu postnişinliğine getirilmiştir. Babası tarafından Şahkulu postnişinliğine getirilmiştir. Babası Sultanahmed Camii’nin “Vaiz-i avam”ı olan Hafız Osman Nuri Efendi'dir. Hafız Osman, ayni zamanda bir Bektaşi Babası da olan, Olukbayır (Çırçır) Nakşibendi Tekyesinin o dönemki şeyhi Seyyid Mustafa Baba Efendi’den (V. 1854) Nakşibendi icazeti almıştır. Aynı yıl, dönemin Şahkulu postnişini İstanbullu Hacı Hasan Baba’dan, eşleri olan Hacı Emine Şerife Hanım ile birlikte Bektaşiye’den de el alırlar. Hafız Osman uzun yıllar saray imamlığı yapmıştır. Aslen Arnavutluğun, Zavalan yöresinin tanınmış eşrafındandırlar. Hafız Osman Efendi, oğlu Mehmed Ali Hilmi Baba’dan bir yıl daha uzun yaşamış olup kabirleri eşi Emine hanım ile, Göztepe Gözcü Baba hazaresinde yan yanadır. Emine hanım 1898 ve Hacı Osman efendi 1908 yılında vefat etmişlerdir. Mehmed Ali Hilmi Baba ise çocuk yaşlarda Üsküdar, Balaban Nakşibendi dergâhına bağlanmış ve çok yüksek düzeyde şeriat ve tarikat ilimleri tahsil etmiştir. Onbeş yaşında Şahkulu Postnişini İstanbullu Hacı Hasan Baba’dan el alarak Bektaşi olmuştur. 1857 yılı olan bu tarihteki rehberlik hizmetini, aşçı Ali Baba yapmıştır. Hızla terakki etmiş ve 1861 yılında mücerred dervişlik almıştır. 1862 yılında Türabi Ali Dedebaba’dan dönemin türbedarı Hacı Mehmed Tahir Baba’nın rehberliğinde Babalık icazeti almış ve 1863 yılında Şahkulu Tekyesi postnişinliğine nasbedilmiştir. 1870 tarihinde, Hacı Hasan Dedebaba’dan dönemin türbedarı Mehmed Yesari Babanın rehberliğinde Halifelik Mehmed Yesari Babanın rehberliğinde Halifelik icazeti almış ve tarihe yirmisekiz yaşında halife baba olan ilk Bektaşi olarak geçmiştir. Öte yandan bilindiği gibi Hünkâr Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin Diyar-ı Rum’a geldikleri tarihlerde yirmi altı yaşında olduğu bilinmektedir.
1875 yılında Selanikli Hasan Dedebaba’nın Hakk’a yürümesi üzerine bu göreve Eryek (Erikli) Baba Dergâhı postnişini Konyalı olarak bilinse de aslen İşkodralı olan, Hafız Mehmed Ali Perişan Baba, Dedebabalığa getirilir. Perişan Baba, Bektaşiliğin 1826’dan önceki orijinal kimliğini savunan ve Dedebabalık kurumunun Osmanlı Saray yönetimince denetlenip, yönlendirilmesinden oldukça rahatsız bir kişiliğe ve seyr-ü sülûk’a sahiptir. Bu aşamada saray yönetimiyle sıcak ilişkileri olan Mehmed Ali Hilmi Baba, Perişan Baba’nın Dedebabalığını kabul etmeyerek, Bektaşi tarikatında ki ilk ayrılığın maalesef temelini atar. Giderek yakın dostu II. Abdülhamid’in de saray desteğini arkasına alan Hilmi Baba, Dedebabalık makamının kendisine verilmesini talep eder. Bu durum karşısında, Nakşibendi tandans’lı bir Bektaşiliğin ortaya çıkmasından ürken Mehmed Ali Perişan Dedebaba, H. 1300 yılı sonunda; Dedebabalıktan, Hilmi Baba lehine sarf-ı nazar ederek, eski mekan-ı olan Kazlıçeşme Eryek Baba dergâhına yerleşir. H. 1301 yılında yeniden Hacı Bektaş-Pirevine dönüş yapan Perişan Baba, Nevrûz ayında burada Hakk’a yürür ve Hazret avlusuna defnedilir. Ancak her şeye karşın Bektaşilik bu tarihten sonra iki ayrı tasavvufi zeminde hareket ederek, Perişan Baba izleyicileri “Vahdet-i Mevcûd” öte yandan Hilmi Baba izleyicileri ise “Vahdet-i Vücûd” prensiplerini şiar edinirler.
Bu gizli çekişme günümüzde dahi farklı bir formatta devam etmektedir. Perişan Baba ekolünde olanlara “Harabati”, Hilmi Baba ekolünde olanlara “Müteşerri” denilir. Konumuzla doğrudan ilişkisi olmaması nedeniyle bu mevzûu ile ilgili olarak bu kadarıyla iktifa etmek istiyorum. (Bu hadiseler ile ilgili Musfassal bilgiler, fakir tarafından yayımlanan 1999 tarihli “Koca Turgut Baba” Divanı'nın 301- 364 sahifelerinde mahfûzdur.)
Mehmed Ali Hilmi Baba Şahkulu postnişinliğinde 22 yıl ve Dedebabalık postunda 22 yıl aralıksız hizmet vermiştir. Özellikle Kuran, Hadis, kelam, fıkıh gibi konularda uzman bir kişiliktir. Büyük bir mutasavvıf ve şairdir. Arapça, Arnavutça ve Fransızca’ya oldukça hakimdir. Başta Şahkulu olmak üzere Balkanlarda, Mısır’a kadar birçok Bektaşi Dergâhı ya onun eliyle tamir olmuş veyahut yeniden hizmete girmiştir. Ünlü şair Edip Harabi’nin mürşididir. Balım Sultan erkannâmesinin eski hükümlerinin saray yönetimini rahatsız etmesi üzerine, saray Mabeyninde görevli Dervişlerinden Sıtkı Stanbuliye 1876 yılında yeni bir Bektaşi erkânı hazırlatmıştır. Mehmed Ali Hilmi Baba Erkânı olarak bilinen bu mevzuat, esasen Derviş Sıtkı’nın hazırladığı düzenlemenin taslak malzemesidir. Hilmi Baba, saray yönetimiyle mutlak bir uyumu amaçlayarak, kadim erkannâme içinde yer alan Alp-eren gelenek ve Fütüvvete ilişkin tercüman ve gülbankların çoğunu ayıklamıştır. Ancak bir el yazma nüshasının fakiyr’de de olduğu bu komik erkannâme bugün için hiçbir Bektaşi ihvanınca uygulanmamaktadır.
Hilmi Baba’nın divanı, vefatı sonrasında Şahkulu dergâhı aşevi babası olan Filibeli Abidin Ahmed Mehdi Baba tarafından 1908 yılında yayımlanmıştır. Ancak bu divanda birçok nefes ve tarih-i tevellüd eksiktir. (Bu nutukların çoğu fakir’de mahfûzdur.) öte yandan Ahmed Mehdi Baba 1910 yılında Girid, Horasanlı Ali Baba Dergâhına postnişin olarak nasbedilmiş olup, 1929 yılında burada Hakk’a yürümüştür.
Bu arada kardeşi olarak bilinen “Arif Baba” ise, aynı gün nasip aldığı, yol kardeşidir. Çanakkale, Akbaş dergâhı postnişinlerinden olup, 1888 yılında Hakk’a yürümüştür. Kabri Şahkulu Dergâhı Hazeresinde olup, Hilmi Baba tarafından yazılan kitabesi aşağıdaki gibidir. Tesbit olunması açısından arzediyorum.
Hû Dost
“Maşiva’dan el çeküp hem bezm-i fani’den ayak
irci-i gülbangini çekdi olup gamdan reha
Postnişin iken Akbaş Baba dergâhının
Geldi işbû hanigâha eyledi azm-i bekâ
Mürşid-i agah idi hem arif-i billah idi
Sadıkan-ı pir-i aşka olmuş idi reh-nüma
Emr-i Hak’la yatdı kurb-ı Şah-ı Sultanda
Daderi Hilmi Dede’yle mader-i aytdı bana
Hac-e Bektaş Veli’ye bende-i Sadık idi
Şefi-i mahşerde olsun hamse-i al-i aba
Çıkdı üçler söyledi Hilmi Dede tarihini
Canını, canana verdi aşk’ıla Arif Baba”
H. 1305
Mehmed Ali Hilmi Dedebaba, 1895 yılında Pirevini bırakarak, Şahkulu Dergâhı'na çekilmiştir. Ancak, İstanbul’da dönemin siyasi rüzgarlarından nasibini alarak özellikle “İttihad ve Terakki” cemiyeti mensûbu olan Bektaşilere karşı katı bir tutum içinde olmuştur.
1907 yılında Hakk’a yürüyen Hilmi Baba, dergâhın kış meydanının yola bakan cephesine defnedilse de bir süre sonra cesed-i mübarekesi buradan çıkarılarak nakl-i kubur ile Göztepe-Gözcü Baba tepesinde toprağa verilmiştir. Şahkulu Dergâhı'ndaki kabrinin metan gazı patlamasıyla çöktüğü ve kemiklerinin etrafa dağıldığına dair bir rivayet olsa da doğru değildir. İşin esası, Abdülhamid sonrası iktidara gelen İttihat ve Terakki mensubu Bektaşiler kabrini burada istememişlerdir. Kabri halen Gözcü Baba tepesindeki hazere içinde, Sancaktar Baba, Yörük Baba, Gözcü Baba kabirlerinin yanındadır.
Mehmed Ali Hilmi baba buraya sağlığında bir köşk yaptırmış olup, 1960 yıllarına kadar, Kıpti asıllı ince Hüseyin Baba ikâmet etmiş idi. Öte yandan Hilmi Baba sağlığında Merdivenköy esnafıyla ve eşrafıyla bir vakıf senedi ihdas etmiş olup, dergâhın günümüzdeki onarımı bu sened saikiyle yapılabilmiştir. Bu arada dostlarımızın ricası üzerine bir açıklamayı da burada ifade etmek istiyorum. Kendisinin farmason olduğuna dair bir iddia varsa da esasen bu şahıs isim benzerliği olan Giridli Mehmed Ali Beybaba isimli bir başka Bektaşi olup, mesleği doktorluktur. (Bkz. Far-Masonluk-Haydar Rifat-1934-Teşvikiye) Müverrihler genellikle bu iki Mehmed Ali’yi karıştırırlar.
Zihni derviş tarafından yazılmış olan, Hilmi Baba’nın kabir kitabesi aşağıdaki gibidir. Derviş Zihni ise 1956 yılında Hakk’a yürümüş olup, kabri Çamlıca’dadır.
Hû Allâh
Yazdı evc-i kainata gelip kudret kaf-u nun
Yok katrede oldu peyda küll-i şey’ün terceün
Kendine kendini mirat etdi eşya koydu ad
Semmevecehüllahı seyr’etmek çün hep müminiyn
Her eser oldu müessirden ayan merd-i Hakk
Künt-ü kenz’in sırrını fehm’etdi andan hazirûn
Gerçi abdiyetle zahir oldu fahr-ı enbiya
Alem-i kûdsiyyet-i mana’da hatta daimûn
Kalb-i Âdem’dir tecelligâh-ı Rab’bül alemiyn
Kimki vakıfdır bu sırra oldu ehl-i faizün
Her mezahirde sıfat-ı Hak’kı isbat eyleyen
Oldu bi-şekk cennet-i irfan içinde halidûn
Nûş edince cam-ı mevti aşk ile Hilmi Dede
Gûş idenler diyeler ana ileyh-i râcî’ûn
H. 1324 ( M. 1907)
9. Mustafa Yesâri Baba
Mehmed Ali Hilmi Baba’nın 1885 yılında Dedebaba olması üzerine; Mustafa Yesari Baba, Şahkulu postnişinliğine getirilmiştir. 22 yıl postnişinlik yapmıştır. Şahkulu Dergâhı Mansûr Baba hazaresine düzenleme getirmiş ve büyük ölçüde tarhib olan Mansur Baba türbesini tamir ettirmiştir. Türbede bugün görülen kitabeyi yazmış olup, aşağıdaki gibidir.
Hüv’vel Bakiy
“Harâba müşrif olmuşdı bu türbe çün dil-i uşşak
Görüp Yahya Ağa namında bir merd eylemiş ihya
Gelüp Rûm’a beraber Şahkulu ile bunda kalmışdır
Zaman-ı asrının Mansur’udur bu zat-ı hemta
Ketebe Mustafa Yesari Baba. H. 1299”
Mustafa Yesari Baba Şahkulu Dergâhı aşçı postundan yetişmiştir. Bir dönem Pirevinde Kilerevi Babalığı ve türbedarlık görevlerinde de bulunan ve Mehmed Ali Hilmi Baba’nın Halifelik erkânında rehberlik eden, Batumlu şair Mehmed Yesari Baba ile karıştırılır. Mehmed Yesari Baba’ya ait nefesler genellikle Mustafa Yesari’ye ait olarak gösterilir. Mehmed Yesari Baba, ömrünün son yıllarında Sinop, Hakerenler dergâhında postnuşunluk yapmış mücerred Babalardan olup, Sinop Zeytinlik mezrasında toprağa verilmiştir. Tokatlı Gedayi Baba tarafından yazılmış olan kabir kitabesi aşağıdaki gibidir.
Hû Dost
“İşitti irci-i savt’ın çekildi dar-ı kesretten
Erişdi vahdete azm-i keh-i dar-ı beka etdi
Nice yıllar kiler-i hanigah-ı Hazret-i Pir’de
Edüp Sıdk’ile hizmet Hakk’a tahsil-i rıza etdi
Zaman-ı postnişinlik geldi amma olmadı kısmet
Çerağ-ı ömrünü bad-ı ecel geldi fena etdi
Erenler hizmetinde şöyle pir-i natüvan oldu
Tariyk-i nazeninde namını fevkal’ula etdi
Batum’lu Yesari’nin şöhreti kaldı bu alemde
Yetişdi menzil-i maksuduna terk-i siva etdi
Çıkup bir er Gedayi söyledi amma düta tarih
Yesari Hazret-i Pir’ine canını feda etti”
H. 1297
Şahkulu postnişini olan Mustafa Yesari Baba ise aslen Filibeli olup, 80 yaşlarında, Tselya-Pharsala (Yunanistan) Durbali (Reni) dergâhına postnişin olarak atanmıştır. Ancak ömrü yetmeyen Yesari Baba, 1909 yılında yolculuk esnasında Golos kentinde Hakk’a yürümüş ve burada defnedilmiştir. Öte yandan bu elim hadise üzerine Durbali dergâhı postnişinliğe Bubzili Tahir Baba (ölm. 1919) getirilmiştir. Araştırmacılar bu Tahir Baba’yı halen Şahkulu Dergâhı, Mansur Baba hazeresinde yatmakta olan ve Yunanistan’da bulunan (Avengelista) Katerin Bektaşi dergâhının postnişinlerinden Gostivarlı Koca Tahir Baba ile karıştırırlar. Koca Tahir Baba 1956 yılında Hakk’a yürümüş olup, 1965’de Hakk’a yürüyen Kaygusuz Postnişini Ahmed Sırrı Dedebaba’nın çağdaşıdır.
Öte yandan Golos’ta medfûn Mustafa Yesari Baba’nın kabir kitabesi maalesef bulunamamıştır.
10. Ahmed Burhan Baba
Ahmed Burhan Baba, Mehmed Ali Hilmi Dedebaba’nın vasiyyeti esas alınarak, 1908 yılı sonunda Şahkulu Postnişinliğine getirilir. Mürşidi, Durbali Tekyesi'nin postnişinlerinden Premeti’li Bayram Babadır (ölm. 1904). Mehmed Ali Hilmi Dedebaba’dan Babalık almıştır. Postnişinlik dönemi, ileride arzedeceğim gibi Yalvaçlı Topal Tevfik Baba’nın tacizleri içinde geçmiştir. Bektaşiler kendisini Hafız Burhaneddin Baba ismiyle anarlar. Yalvaçlı Topal Tevfik Baba’nın hırs, menfaat ve riya temeline dayalı kariyerist saldırılarından bizar olmuş ve üzüntüden görme problemleri yaşamıştır. Bir ara dergâhtan ayrılmaya dahi karar vermiş olsa da, ihvanın devreye girmesi ile bir nevi inziva’ya çekilmiş ve pasif postnişinlik hizmetinde bulunmuştur. Şimdi sizlere ihvanından, Mora Yenişehirli Hatice Bacı erenlerin günümüze belge olarak ulaşan ve Ahmed Burhan Baba’ya yapılan haksızlıkları irdeleyen uzun destanından bazı beyitler aktarmak istiyorum.
Hû Dost
“Şahkulu Sultan bülbülü, sensin bu dergâhın gülü
Senin hecrinle ah-u eyvah, Hacı Ahmed Burhan Baba
Mehmed Ali Hilmi Dede, sen olmuşsun ona bende
Himmet etmiş sana hemde, Hacı Ahmed Burhan Baba
Düşmanların etti merak, vermediler sana durak
Dergâhtan ettiler ırak, Hacı Ahmed Burhan Baba
Bunlar biz dervişiz derler, mangırı çokça severler
Hakk’a karşı diş bilerler, Hacı Ahmed Burhan Baba
Kimi softa kimi molla, kimisi lenk-i har amma
Bunlardan saklasın Mevla, Hacı Ahmed Burhan Baba
Mehmed Ali Hilmi Dedebaba’nın son nefesindeki vasiyyeti gereği Ahmed Burhan Baba Şahkulu postnişinliğe getirilmiştir. Dergâhın aşçı babası ve Sami mahlaslı Mehdi Baba bir nefeslerinde bu vasiyete değinmiş ve Ahmed Burhan Baba ile kavgaya giren Tevfik Babayı kastederek aşağıdaki beyitleri yazmıştır.
Hû Dost
“Hanigah-ın bani-i sanisi meşhûr-el-enam
Vasıl-ı kurb-u Ali merhum Hilmi Dede Baba
Bir vasiyyet eyledi ulviyetin izhar edip
Canişini olmağa çün seza Ahmed Baba
Hamdülillah posta geçti işte bu zat-ı kerim
Makdemiyle oldu sadıklar uyûn-u rüşena
Asitan-ı hazret-i Pir-i olurken rûy-u mal
Bir gürûh hasedler etti ihtilafa ictira
Niyyet-i fasidleri bir şey’i intac etmeden
Der’kaab oldu medetres ruh-u pak-u Mürteza
Karh-ı Haydar’la olup makhûr-u mahzûl cümlesi
Postuna Ahmed Baba oldu şerefsar Saniyâ
Çaker-i Al-i aba Sami dedi tarihini
Şahkulu postunda kaim yûm ile Ahmed Baba”
H. 1324
Hacı Ahmed Burhan Baba mücerred Baba idi. Özellikle Derviş Sıdkı Stanbüli tarafından Balım Sultan erkannâmesine girmiş olan, Nakşibendiliğe özgü Seyr-i Sülük remizlerini mevcud erkannâmelerden tek tek ayıklayarak, nazenin Bektaşilik yoluna büyük hizmetler vermiştir. 1918 yılında Hakk’a yürüyen Ahmed Burhan Baba, Şahkulu Dergâhı'nın hazeresine defnedilmiş olup, kabir kitabesini Midilli’li Haydar Baba yazmıştır. Haydar Baba ise ilerleyen yıllarda Girid-Kandiye Dergâhı'na postnişin olarak nasbedilmiştir. Ahmed Burhan Baba’nın kabir kitabesi aşağıdaki gibidir.
Allah Hû Dost
Çekti üsretgah-ı alemden etek el pir iken
Etdi cam-ı ömrünü mevte sunup azm-i baka
Şah-ı Merdanın kulu olmuş idi kûtb-u kainat
Hac-ı Bektaş Veli’nin bendesiydi bi-riya
Postnişin-i Asitane-i Şahkulu Sultan idi
Etdi ruh-u dergâh-ı Al-i abâ’ya iltica
Şüphesiz erdi huzûr-u Mürteza’ya şevk’ile
Kıldı İhsan-ı şefaat çünk-i fahr-ı Enbiya
Haydari tarih-i cevherdanına pay etdi hat
Nûş-u kevser etdi Haydar’dan Hacı Ahmed Baba
H. 1336
11. İbrahim Feyzi Baba
Aslen Bulgaristan’ın Filibe Vilayetindendir. İhvan arasında Küçük İbrahim Baba olarak bilinir. 1918 yılında Şahkulu postnişinliğine nasbedilmiştir. Genellikle, 1912-1921 yılları arasında Dedebabalık yapan Tepedelen-Yanyalı Hacı Feyzi (Feyzûllah) Baba ile karıştırılır. Son derece ılımlı ve münis yaradılışlı bir insan-ı kâmil olması nedeniyle, Yalvaçlı Topal Tevfik Babanın rezaletlerine dayanamaz ve kendi arzusuyla Şahkulu postnişinliğinden sarf-ı nazar eder. Önceleri memleketi olan Filibe Tatar-viranı denilen yörede bulunan Ballı Baba Tekyesi'ne yerleşse de metrûk haldeki bina’da duramaz ve buradan Elbasan-Cefai Baba Dergâhı'na geçer. 1923 yılında Hakk’a yürüyen İbrahim Feyzi Baba, buraya defnedilir. Bugün ise talan edilen Tekyenin kabristanında bulunan kabir kitabesi tarib olsa da, ismini ihtiva eden bölüm korunaklı olup, aşağıdaki gibidir.
“Hatt-ı üstadanesin yazdı Necmî Kethüdâ
Hak-i Yezdan oldu Şah-ı Hazret-i Feyzi Baba”
Elbasan-Cefai Baba Dergâhı'nın son postnişini ise önceleri Bağdat-Kazımiye Dergâhı postnişini iken daha sonraları Elbasan’a geçen ve Denizlili ünlü Asım Giritlioğlu Baba’nın mürşidi, mücerred halife Selman Cemali Baba’dır. Selman Cemali Baba, Şehitlik Tekyesi postnişini Nafi Baba’dan icazetlidir. Ünlü araştırmacı Yazar Birge 1933 yılında Cefai Baba Dergâhı'na uğramış ve Selman Cemali Babadan Bektaşiye intisabı görmüştür. Selman Cemali Baba uzun saçlarından dolayı Saçlı Cemal Baba olarak bilinir. Selman Cemali Baba 1943 yılında Hakk’a yürümüştür.
12. Mehmed Tevfik Baba
Çocuk felci nedeniyle sol ayağı ve sol kolu özürlü kalmıştır. Bektaşiler arasında Topal Tevfik olarak anılır. Bu şahıs; hırs, riya, yalan, hile, ihtiras, desise, komplo, menfaat, vs. gibi tüm olumsuz fiil ve sıfatların bir insanda nasıl bir arada olabileceğinin tipik bir örneği olarak dünyaya gelmiş gibidir. Yaşamı boyunca siyasal, sosyal, kültürel, hukuki ve şehevi ahlaksızlığın batağında yüzmüş, hiçbir etic değer tanımaksızın özellikle nazenin Bektaşilik ülküsüne ve özgür insanlık idealine günümüzde dahi kapanması zor, onmaz yaralar açmıştır. Gerek merhum Noyan Dedebaba ve gerekse merhum Turgut Koca Baba, bu zat’ın Hacı Bektaş Veli’nin kurmuş olduğu bu tasavvuf okuluna vermiş olduğu tahribatı yakinen bildikleri halde tüm Bektaşiler’in toptancı bir yaklaşımla zarar görmelerini amaçlamaları nedeniyle hiçbir yazı ve söylemlerinde söz etmemişlerdir. Onların yaşamları süresince sürdürdükleri suskunluklarının, bugün için hiçbir anlamı kalmadığı gibi özellikle bir özeleştiri mekanizmasını yaşama geçirme gerekliliğine giderek daha fazla inanmam nedeniyle, cumhuriyet tarihi boyunca değinilmemiş hadise ve şahıslara bu vesile ile yer vereceğim.
Yalvaçlı olan Tevfik Baba’nın asıl ismi Mehmed’dir. Tarikat içinde entrikacı niteliğinden dolayı Tilki Tevfik sıfatıyla yad’edilirdi. Mürşidi, Hafız Ahmed Burhan Baba’dır. Dönemin tanınmış Kadiri tarikatı şeyhlerindendir. Rumelihisar- Şehitlik dergâhı postnişini Nafi Baba’dan aynı gün mücerred dervişlik ve Babalık icazeti almıştır. Özellikle Saray yönetiminden baskı gören Nafi Baba bu muhteris ve fırsatçı şahsın histerik tavrından ürkerek kendisini o dönemler faaliyeti sona erdirmiş bulunan ve müntesibi kalmayan Edirnekapı-Kuyubaşı semtindeki metrûk bir Tekye olan Emin Baba Dergâhı'na seccadenişiyn olarak nasbeder. Ancak bu tekyede oturulamayacağını sezen Tevfik Baba, saray ve Bab-ı Meşayıh emrince dönemin yasaları gereği ehl-i sünnet postnişin olarak Şahkulu Dergâhı'na atanır. Burada o dönemler Yakova’dan muhacir olarak gelmiş bulunan ve adem Vechi Baba’dan nasibli Şani Efendi’ye dervişlik vererek ve özellikle Sani Efendi’nin Arnavut kimliğinden ırkçı bir yaklaşımla yararlanarak genellikle bu dönem Şahkulu Dergâhı'nda yoğun olarak bulunan Arnavut kökenli muhibler üzerinde mutlak bir etkinlik sağlar. Bununla da kalmaz, bu arada “Meclis-i Meşayıh” adı ile bilinen ve II. Mahmud’dan bu yana Bektaşi Dergâhlarına Nakşi Şeyhi atayan resmi devlet kuruluşunun başında bulunan yakın dostu Şeyhislam Musa Kazım Efendi'nin tavassutu ile (Musa Kazım Efendi, Nakşibendi şeyhi, mason ve Bektaşi olan ilginç bir kişilik ve anne tarafından Tevfik Baba’nın akrabasıdır) dönemin Üsküdar, Nakşibendi dergâhı postnişini Hasan Hüsnü Efendi’den, Nakşibendi şeyhi olduğuna dair bir icazetname alır (bu Hüsnü Efendi daha sonraları “İttihat ve Terakki” cemiyetinde Tekye ve zaviyeler baş müfettişi olarak görev yapmıştır). Topal Tevfik bu aralar siyasete de girerek saray yanlısı olarak bilinen “Hürriyet ve ihtilaf” partisinin kadroları arasında yer alır. Öte yandan, kuruculuğunu İskilipli Atıf Hoca’nın yaptığı ve ileride cumhuriyet karşıtı bir rol üstlenecek olan ve içinde birçok tarikat mensubu ve farmasonları da barındıran “Tarikat-ı Salahiye” isimli cemiyetin “kırklar” adı ile anılan yönetim kadrosunda aktif rol üstlenir. Bu arada muhbirlik damarı tutarak, Şahkulu postnişini Ahmed Burhan Baba’yı “İttihat ve Terakki” yanlısı olmakla jurnal eder. Ahmed Burhan Baba sarayca fişlenerek tehlikeli şahıs görülmesi üzerine yönetimce takibata alınır. Ahmed Burhan Baba Bektaşilerin bu nedenle zarar görmesinden ürkerek postnişinlikten ayrılmak istese de Hacı Feyzullah Baba’nın ricasıyla sıkıntılar içinde hizmete devam eder. Tevfik Baba, özellikle Şahkulu Dergâhı'nın müdavimlerinden olan, Şair Edip Harabi Baba, Çanakkale’li Recai Baba, ünlü Rubaici Muhiddin Raif derviş, Kesriyeli Sıtkı gibi münevver Bektaşileri Dervişi Sani Efendiyi kullanarak dergâha sokmamaya çalışır. Dergâh bu dönemler neredeyse cahil softaların uğrak mekânı haline gelir. Edip Harabi’nin Türbedar Mehmed Baba’dan Çamlıca’lı Nuri Baba rehberliğinde almış olduğu babalık icazeti üzerinde şaibe yaratarak (özellikle Nuri Babanın Hakk’a yürümesi üzerine) Babalığının geçerli olmadığını iddia eder. Bunun üzerine Edip Harabi, (alışılmışın dışında bir özveriyle) Ali Nutki Baba’dan, Babalık erkânını yeniden görmek zorunda kalır. Harabi’yi dergâhtan uzaklaştıramayan Yalvaçlı Tevfik Baba, koyu bir “ittihatçı” olan Edip Harabi’yi bu kez Şahkulu Dergâhı'nda saray karşıtı faaliyetlerde bulunduğu jurnaliyle ihbar eder. Bunun üzerine bir Deniz Subayı olan Harabi, o zamanlar Osmanlı sınırları içinde bulunan Meis adası Liman Müdürlüğü'ne sürgün gönderilir. Harabi bu durumu aşağıdaki nefesiyle, Tevfik Baba’nın şahsında tel’in eder.
Fitne-Fûcûrsun
“Ben ehl-i tariykim diye davalar edersin
bir hırka giyip heyet-i dervişle gezersin
lakin biliriz biz seni her boku yersin
Noksan seni halketti Hüda çünkü bodursun
Lanet sana mecra-yı fesad-fitne fücürsun
Tan eyledi çün hükm-ü kazaya-ya Harabi
Şimden’gerü bilmiş olasın sen de fedayı
Bu beyt ile yad’eyleyelim Tevfik Babayı
Noksan seni halk’etti Hüda çünkü bodursun
Lanet sana mecr’a-yı fesad-fitne fücûrsun”
Harabi, özellikle Hafız Ahmed Baba’yı taciz ederek Şahkulu Dergâhı'ndan uzaklaştırmaya çalışan Topal Tevfik’i ayağındaki özrü bahane ederek, aşağıdaki dörtlükle hicveder.
Hû Dost
“Hilmi’ye peyrev olmak
Haddin midir Harabi
Hiç şahsuvarı takip
Mümkün müdür Topale”
Harabi Baba 1917 yılında Hakk’a yürümüştür. Tevfik Baba 1916 yılında Hırka-i Şerif’de ikâmet eden Harabi’ye çok sevdiği bir zat olan Bayram Dervişi aracı kılarak yeniden barışmak ister. Derviş Sani ile birlikte gelen Derviş Bayram çok üstelese de Tevfik Babayla barışmayan Harabi, Derviş Sani'ye aşağıdaki hicvi verir.
“Derviş Sani-i şenaat’ten Topal Tevfik’e nezirdir”
Barışma
“Mürşidin it, sen onun yavşağısın
Harabi yavşağı itten ayırma
“Bayram” gelmiş küslük olmaz diyorlar
Dayan Edip yavşaklarla barışma”
Derviş Sani, Topal Tevfik’in 1939’da vefatı üzerine Şahkulu Dergâhı'nda barınamamış, İzmir Balpınar Dergâhı postnişini tabur imamı Ali Ulvi Babaya bağlanarak 1951 yılında vefat etmiş ve İzmir Kozluca mezarlığında toprağa verilmiştir. Tanrı taksiratını affetsin.
Bu sıralar Şahkulu postnişini olan Ahmed Burhan Baba 1918 yılında Hakk’a yürür ve yerine Filibeli Küçük İbrahim Feyzi Baba nasbedilir. Bunun üzerine Topal Tevfik’in yeni hedefi İbrahim Feyzi Baba olur. Özellikle saray yönetiminin Tevfik Babayı kendisine yakın görmesi üzerine İbrahim Feyzi Baba postnişinlikten sarf-ı nazar eder. Dönemin Dedebabası Salih Niyazi Baba gelen baskılara dayanamayarak Topal Tevfik’i 1922 yılında, Şahkulu postnişinliğine tayin eder. Topal Tevfik Baba meşihatte kaldığı 1922-24 yılları arasında hemen her hizmet için maddi çıkar teminine başlar. Dergâha çivi çakmak şöyle dursun ne kadar Kadiri ve Nakşi kökenli softa varsa, derviş adı altında dergâha doluşur. Tevfik Baba siyasetin yeni rüzgârlarını ölçerek derhal “İngiliz Muhibler Cemiyeti”ne de üye olur. Ancak cumhuriyet rejiminin tesisi ve 677 sayılı yasa gereği 1924 yılında karanlık geçmişi nedeniyle hükümetçe görevden alınır ve “Tarikat-i Salahiyye” cemiyeti üyesi olarak tutuklanır. Yeni cumhuriyet hükümetince Salih Niyazi Dedebaba’dan cumhuriyetin kuruluşundaki hizmetleri göz önüne alınarak Şahkulu Dergâhı'na, yeni rejime sadık bir postnişin atamasını isterler. Salih Niyazi Dedebaba bunun üzerine Kütahya Armağan Baba Dergâhı postnişini Ahmed Nuri Babayı Şahkulu Postnişini olarak nasbeder. Ancak Topal Tevfik’in serüveni burada bitmez ve ileride anlatacağım gibi 1927 yılında cumhuriyet hükümetince yeniden Şahkulu postnişini olarak atanır.
13. Ahmed Nuri Baba
Aslen Filibelidir. Kendisinin hafızlığı vardır. Mücerred Babalardandır. Dervişliği Durbali Baba Dergâhı'nda geçmiştir. Köse olmamasına rağmen, alafranga sakalından ötürü Köse Nuri ismiyle yer almıştır. Şahkulu Dergâhı'nın 1953 yılında Hakk’a yürüyen son postnişini Hafız Tahsin Baba’nın dedesi olan Hafız Nurettin Baba’nın kardeşidir. 1924 yılında Tekirdağ’ın Kızılcıkdere köyünde, Derviş Mehmed Ali’nin Babalık töreninde hastalanarak burada Hakk’a yürümüştür. Kütahyalı bilinir. İstiklâl savaşı esnasında, kısaca (M.M.) adı ile bilinen Kuva-i Milliye’nin istihbarat örgütünde görev almıştır.
14. Mehmed Tevfik Baba
Şahkulu Dergâhı Köse Nuri Babanın 1924 yılındaki ani vefatı üzerine 1927 yılına kadar postnişinsiz kalmıştır. Öte yandan 1924 yılında Tarikat-ı Salahiyye Cemiyeti üyesi olarak suçlanan Tevfik Baba, 1925 yılında Ankara-İstiklâl Mahkemesi'ne yargılanmak üzere çıkarılır. Duruşmalar esnasında gizli celse talep eden Tevfik Baba burada herkesi şaşırtan bir ifşaatta bulunur. 1918 yılında o güne kadar yanında olduğu saray yönetiminden çark eden Tevfik Baba’nın, İngiliz Muhibler cemiyyetinde bulunduğu dönem içinde, Gazi Paşa’nın istihbarat birimi olan M.M (Milli Mücadele) teşkilatında görev yaptığı ortaya çıkar. Üstüne üstlük burada aktif ajanlık yaparak daha önce dostluk yaptığı birçok zevatı ihbar ettiği özellikle M.M’in başkanlığını yapan Çengelköylü Yarbay Hüsamettin Ertürk Baba erenlerin şahadetiyle belgelenir. Bunun üzerine cezalandırılması bir yana Topal Tevfik Baba’ya bir de İstiklal madalyası verilir. Ayrıca cumhuriyet hükümetince Şahkulu Dergâhı'nda oturması için resmi bir izin belgesi de temin edilir. 1927 yılında Şahkulu postuna yeniden oturan Tevfik Baba, 1930 yılında Salih Niyazi Dedebaba’nın yurtdışına sürgün edilmesi sonrası hızlı bir cumhuriyetçi kesilir. Yönetimin güvendiği ideologlardan Etnolog Naci Kum (Atabeyli)’a yanaşarak, Üsküplü Süleyman Türabi Baba’dan (rehberliğini yaparak) Bektaşi intisabı almasını sağlar. 1931 yılında yanına aldığı, tabur imamı Ali Ulvi Baba’ya, Üsküplü Süleyman Türabi Baba’ya ve İnce Hüseyin Baba’ya “Dedebaba” sıfatıyla halifelik icazeti verir. Bununla da kalmaz, Bektaşilerin tüzüğü olan Balım Sultan erkânnamesine el atarak Kadiri ve Nakşi öğelerini monte eder. Maalesef söylemeliyimki bugün dahi Aydın-İncirliova, İstanbul-Eyüp ve Bandırma yörelerinde Bazı Bektaşilerce bu erkânname uygulanmaktadır.
Ahlaki konumu itibarıyla da zaaf içinde olan Tevfik Baba 1932 yılı gazetelerine Beykoz Rezaleti manşetiyle de kapak olur. Davetli olduğu Beykoz Gregoryan Kilisesi'nin mahseninde adı çıkmış bir Ermeni kadınıyla uygunsuz durumda yakalanır. Günümüzün “Müslüm Gündüz”ü gibi lanse edilen Tevfik Baba’nın bu durumundan oldukça zor durumda kalan Bektaşi Babaları, kendisi de bir Bektaşi olan Kâzım Özalp paşanın olayı örtmesiyle rahat bir nefes alırlar. Ancak 1935 yılında bu kez Davutpaşa rezaleti adı altında ve aynı mahiyetli bir yeni olayla gündeme gelen Tevfik Baba’nın karakol kayıtlarına geçmesi üzerine dönemin milletvekili Hakkı Tarık Us tarafından kendisine o günün jargonuyla “deli raporu” alınır. Bu aşamada devreye giren tanınmış Bektaşi Babaları (Dedem Hüseyin Kazım Baba, Şaban Sırrı Baba, Ekrem Ramazanoğlu Baba, Yusuf Fahir Ataer Baba, Hüseyin Hüsnü Erdekut Baba, Yaşar Baba, Ercan Türabi Baba, Tahir Baba) aralarında imza toplayarak Topal Tevfik’in Şahkulu postnişinliğini iptal ettirirler. 1935 yılında sakalları kesilerek, Bursa’nın Mustafakemalpaşa (Kirmasti) ilçesinde bulunan on haneli Garipçe-tekke köyüne, harabe halinde bulunan Garipçe Baba Dergâhı'na sürgün edilir. 1939 yılında vefat ederek bu dergâhın hazeresine defnedilir. Kabri oldukça bakımlıdır. Tevfik Baba’nın postnişinlik serüveni burada sona erer. Yalvaçlı Topal Tevfik 1933 yılında ünlü araştırmacı Birge ile Şahkulu dergâhında görüşmüşlerdir.
15. Pepe Niyazi Baba
Aslen Girid’lidir. 1935 yılında Postacı Ali Baba tarafından postnişin olarak nasbedilmiş olsa da, 677 sayılı yasanın ek maddeleri gereği dergâhın postnişinleri ile akrabalık bağının olduğunu kanıtlayamaması üzerine, 1936 yılında buradan çıkarılmıştır. Konuşurken kekelemesi nedeniyle kendisine Pepe lakabı takılmıştır. Yaşamının son günlerinde kendisine Hazreti Musa dedirtmesiyle ünlüdür.
16. Behlül Baba
Aslen Prizrenli’dir 1936-1941 yılları arasında dergâhta ikamet eylese de resmi postnişin değildir. İnadiye Dergâhı'nın son postnişini Halife Yusuf Fahir Ataer Baba’nın tensipleri ile buraya dikilmiştir. 1941 yılında, Yunanistan Katerin Dergâhı'ndan ziyarete gelen Halife Koca Tahir Baba’ya densizlik yapması üzerine Yusuf Fahir Ataer Baba tarafından, dergâhtan uzaklaştırılmıştır. Uzun yaşamış olup 1971 yılında Hakk’a yürümüştür. Kabri Zuhuratbaba mezarlığındadır. Fakiyr kendisiyle görüşmüştüm.
17. Hafız Tahsin Baba
Şahkulu Dergâhı'nın son resmi postnişinidir. Dedesi Nurettin Baba, son postnişinlerden Köse Nuri Babanın kardeşidir. Babası Saray Mızaka-i Hümayun teşkilatından reislik yapmış olan tanınmış bestekâr Şekerci Cemil Efendidir. Ataları Filibe asıllı olmasına rağmen İstanbul doğumludur. Hürriyet ilanı yıllarında Sultan Reşad’ın tahtan indirilmesi esnasında, saraya olan mensubiyetleri gereği ailece Mısır’a sürgüne gönderilirler. Ahmed Burhan Baba’dan nasiplidir. Mısır’da Girid asıllı Meryem Gülsüm Bacıyla evlenmiştir. Pırlanta isimli bir tek kızları olmuştur. Kahire, Mukattam Dergâhı postnişini Halife Mehmed Lütfi Baba’dan, dervişlik ve Babalık icazeti almıştır. 1930 yılında kısa bir süre Mısır’a uğrayan Salih Niyazi Dedebaba’dan Halifelik icazeti alıp, Şahkulu postnişinliğine getirilmiştir. İcazetnamesinde Halife Halim Baba ve Halife Said Seyfi Baba’nın mühürleri mevcûddur. Bu icazetnamenin noter onaylı bir süreti, bir meseleden dolayı üsküdar Asliye Hukuk mahkemesi arşivlerinde bulunmaktadır. 1931 yılında, cumhuriyet hükümetine ilettiği dilekçesinde, Türkiye’ye dönüş talebi, ailesinin Sultan Vahidet’tin tarafından sürgün edildiği dikkate alınarak, 1935 yılında yeniden yurda girişine izin verilir. 1939 yılına değin Elmalı-Abdal Musa Dergâhı'nda ikamet eder. Tesadüfen burayı ziyaret eden Fevzi Çakmak paşa ile görüşürken, Hafız Köse Nuri Baba’nın akrabası olduğunu bildirerek, Şahkulu Dergâhı'na yerleşme izni ister. 677 sayılı yasanın ek maddelerinin akrabası olduğunu belgeleyenlerin, tarikat hizmeti yapmama koşulu ile dergâhlarında ikamet edebilecekleri hükmüne dayanarak, 1941 yılında Çakmak Paşa’nın riyasetiyle Şahkulu Dergâhı'na yerleştirilir. Yüksek düzeyde Kuran bilgisi olan Tahsin Baba aynı zamanda hafızhan idi. Çakmak Paşa Tahsin Baba’ya Üsküdar Emniyet Amirliğinde polis olarak da bir kadro sağlar. Hafız Tahsin Babanın da başına bu kez Yalvaçlı Topal Tevfik’in halifelerinden Postacı Ali Baba musallat olur. (Postacı Ali Baba, 1923 yılında Girid’den mübadele ile Türkiye’ye gelmiştir. Ali Nutki Baba’dan nasib almıştır. Babalık icazetnamesini Eyüp-Karyağdı Baba Dergâhı'nın son postnişini zakir Yaşar Babadan alsa da burada anlatamayacağım gayr-ı etic bir nedenle icazetnamesi Yaşar Baba tarafından iptal edilmiştir. Bunun üzerine Yalvaçlı Topal Tevfik Baba’dan 1934 yılında yeni bir Babalık icazeti alır. 1950 yıllarında vefat etmiş olup, kabri Eyüp kabristanındadır.)
Hafız Tahsin Babanın dergâha gelişiyle buradaki iptidai çıkarları zedelenen Ali baba, üzülerek söylemeliyim ki Merdivenköy’ün bazı Arnavut esnafıyla işbirliği yaparak, Tahsin Babayı gelen Bektaşi muhiblerinin gözünden düşürmek için, Babalık icazeti olmadığına dair bir söylenti yayarlar. Tahsin Baba, celalli bir Bektaşi Babasıydı. Hayatı boyunca kimliğini ispat etmiş ahlak sahibi Bektaşilerle dostluk etmiştir. Tahsin Baba çıkan söylentilerden sonra Postacı Ali Fethi Baba ve şurekasını dergâhtan tamamen uzaklaştırmıştır. İşler giderek zıvanadan çıkmış ve maalesef kendini bilmeyecek kadar gözü dönmüş birisi tarafından, Tahsin Babanın sabahları yemeği alışkanlık haline getirdiği sütlacının içine gizlice alçı tozu konulmuş ve nefessiz bırakılmak suretiyle şehid edilmiştir. Üstüne üstlük dergâhta yalnız başına ikamet eden Tahsin Babanın eşleri olan Meryem Gülsüm Bacıyı korkutarak kaçırmak amacıyla dergâhın Baba meşhutası yakılmak istenirken ölçü kaçırılmış ve yangın büyüyerek tüm dergâhı sarmıştır. Tüm yapı kısa bir sürede harabeye dönmüş ve tabir-i caiz ise “yorgan gitmiş ve kavga da bitmiştir.” (Dergâh, 1962, yılında bir kez daha kundaklanmıştır.) Meryem Gülsüm Anabacı ise 1972 yılında üç-beş bileziğine tamahan, dergâhın bekçisi tarafından katledilmiştir. Hafız Tahsin Baba ve Meryem Gülsüm Anabacının kabirleri, merhum Babam Turgut Koca Baba tarafından yaptırılmış olup kabir kitabeleri yine Turgut Baba tarafından yazılmıştır. Halife Tahsin Babanın Şahkulu Postnişinliği esnasında icazet verdiği Babalar şunlardır:
· Bursalı Veli Baba
· Orhangazili Davûd Baba
· Firüzköylü Ahmed Baba,
· Babaeskili Halil Baba
· Silivrili Hasan Baba
· Silivri-Fenerköylü Küçük Ahmed Baba
· Sinoplu Asım Baba
· Davutpaşalı Mahbûp Baba
Kısaca Şahkulu Dergâhı'nın postnişinlik serüveninde yer alan, son postnişini Hafız Tahsin Baba olmuştur. Hafız Hasan Tahsin Baba, genellikle Çamlıca’da kahvehane işleten İvaz Fakih Dergâhı postnişinlerinden Seyyid Hasan Tahsin Baba ile karıştırılır. Hafız Tahsin Baba’nın soyadı Başpehlivan’dır. Kısacası Şahkulu Dergâhı'nın postnişinlik serüveni Hafız Tahsin Baba’nın 1953 yılında Hakk’a yürümesiyle son bulmuştur.
Sonuç
Değerli okurlarım sizlere bilinmeyen bir devrin perde ardındaki hadise ve gelişmelerini oldukça özet bir disiplik ve epistomoloji ekseninde aktarmaya gayret eyledim. En geniş anlamda, bir insanlık, fazilet ve ahlak yolu olan nazenin Bektaşilik metaforunda dahi maalesef tarikat aşamamasından, mağrifete batıni bir yol bulamamış nice taklidi iman sahibiyle karşılaşmanız olasıdır. Gönül arzu eder ki sizlere dikensiz bir gül bahçesi sunabileyim; ancak ademoğlunun olduğu her cemiyette iyeler olduğu gibi, kötüler de var olacaktır. Hazret-i Pir cümlemizi münkir, münafık şerrinden uzak eyleye...
Sözlerimi merhum Turgut Koca Baba’nın bir nefeslerinden üç dörtlükle tamamlamak istiyorum.
Hû Dost
“Gel esiri olma hurâfelerin
Akıl yollarıdır bu din-i mübin
Onsekizbin alem senin tasvirin;
İnsanı remz eder bütün deyimler
Gerçekler gönülde meydan açtılar
Masiva bendini kırıp geçtiler
Ali sofrasından aşkı içtiler
Rıza’dan yapılmış lokma yiyenler
Turgut Baba eşk-i didem kurumaz
Sevdalı başların karı erimez
Mana ile ölmez, ölse çürümez
Bir nefes’de üç kez Allah diyenler”
(*) Şahkulu Dergâhı'nın Babagan Postnişin profili, tarafımızdan ilk kez açıklanmaktadır. Konu ile ilgili müverrih ve akademisyenlere analitik anlamda rehberlik edeceği kanaatindeyim. (Ş. K.)
www.alewiten.com, 8.11.2002