8. Pir Sultan'ın Hacı Bektaş Dergâhı'na Bağlılığı

Pir Sultan zaten Hacı Bektaş Veli Dergâhı'ndan el almış, Pir Balım Sultan elinden dolu içmiştir. Dergâh eşiğine yüz sürdüğünü belirttiği nefesten anlaşıldığı üzere, Balım Sultan sağdır.

Pir Sultan'ın Piri, C. Öztelli'nin ileri sürdüğü gibi, iki şiirinde adı geçen kesinlikle “Hasan Efendi” olamaz.

Hasan Efendi postunda oturur

Rumun abdalları hizmet yetirir

Zemheride deste gülü getirir

Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var

Bu dörtlüğün geçtiği nefeste Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş Veli ve Balım Sultan'a sevgisini anlatmaktadır. Üstelik şiirin sonunda ``Pir Sultan'ım biat ettik ol erden'' demektedir. Bir başka şiirinden, Hasan Efendi'nin Koyun Baba Tekkesi postnişini olduğu da rahatlıkla çıkarılabildiğine göre (bkz. Cahit Öztelli, agy, s. 38-39 ve 190), onu Hacı Bektaş Dergâhı'na halife yapmak zorlamadan başka birşey değildir. C. Öztelli, Pir Sultan'ın asılma tarihini 1617'lere kadar yaklaştırdığı için bu zorlamayı yapmış olmalıdır.

Hasan Efendi, Dergâh'ta yapılan Cem'lerde 12 hizmet postlarından birinde oturmuş olabilir. Hatta Pir Sultan'ın kendisi bir nefesinde, “Ayn-ı Cem'in bülbülüyüm” dediğine bakılırsa o da, saz çalıp deyiş okuyan “Zakir” postunda oturmuştur.

Arzuladım sana geldim

Hünkâr Hacı Bektaş Veli

Eşiğine yüzler sürdüm

Hünkâr Hacı Bektaş Veli

Pir elinden dolu içtim

Erenler demine düştüm

Ak cenneti gördüm geçtim

Hünkâr Hacı Bektaş Veli

Kırk Budak'ta şema yanar

Dolusun içenler kanar

Abdalları semah döner

Hünkâr Hacı Bektaş Veli

(...)

Balım Sultan er köçeği

Keser kılıncı bıçağı

Cümle erenler gerçeği

Hünkâr Hacı Bektaş Veli

Pir Sultan'ım gerçek veli

Erenlerden çekmem eli

On'ki imamın serveri

Hünkâr Hacı Bektaş Veli

Hacı Bektaş Veli, onun dilinde hem Muhammed Mustafa, hem Haydar-ı Kerrar'dır (Ali'dir). Gerçek Şah odur:

Firdevs-i ala'da bir yanal elma

On sekiz bin alem nuru dediler

Muhammed Mustafa Haydar-ı Kerrar

Hünkâr Hacı Bektaş Veli dediler

(...)

Pirim der ki Bektaşiyim Bektaşi

Size nasip veren ol nasıl kişi

Sıkar un ederdi örs gibi taşı

Budur cümlesindenh ulu dediler

(...)

Evvel Ali'ydi sonra sonra Veli oldu

Yol erkân bir zaman batında kaldı

Urum ellerinden nameler geldi

Budur Hakk'ın doğru yolu dediler

Pir Sultan'ım eydür Şah'ım Veli'dir

Cihanı bürüyen onun nurudur

Şüphesiz ki Hak Muhammed Ali'dir

Bilmeyene Mülcem soyu dediler

Pir Sultan Abdal Hacı Bektaş kapısından, yani Dergâh'dan medet-mürvet bekliyor. Hacı Bektaş Veli'yi “Pirlerin Piri ve Şahların Şahı” olarak niteliyor:

Sensin bizim zahir batın ulumuz

Aman medet mürvet Pir Hacı Bektaş

Her taraftan sana çıkar yolumuz

Ali'sin bir adın var Hacı Bektaş

Seni sevdik senden yana yakıldık

Münkirlerin kesretinden sıkıldık (kesret : çokluk)

Herbirimiz künc-i gamda takıldık (künc-i gam: gam köşesi)

Yetiş bu imdada er Hacı Bektaş

Pirlerin pirisin yok sana teki

Müminin canısın münkirin şeki

Zahirde batında değilsin iki

Yetmiş üç milletsin bir Hacı Bektaş

Şahların şahısın zat-i Ali'sin

Her ilmin kânısın Şah-ı Veli’sin

Abdal Musa kendi Kızıl Deli'sin

Abdalların başı der Hacı Bektaş

Pir Sultan Abdal’ım sana dayandım

Uyur idim hizmetimden uyandım

Her isteyenlere verdin inandım

Benim de muradım ver Hacı Bektaş

Görüldüğü gibi, Pir Sultan Abdal Hacı Bektaş Veli'den manevi destek diliyor. Bir başka şiirinde Hacı Bektaş Dergâhı’ndan “nasip alır da var, almaz da” derken, onları Dergâh'a bağlayıp “irfan defterine yazdırmak” amacında olan Pir Sultan, “gelmezleri, görmezleri, bilmezleri” birliğe çağırır:

Evvel bu dergâhtan nasip

Alan da var almaz da

Tarikate kadem basıp (kadem: ayak)

Gelir de var gelmez de

Sazını almış destine

Hizmet ederdi dostuna

Ahd ile ikrar üstüne

Durur da var durmaz da

Olayım der isen Hızır

İrfan defterine yazıl

Hak her yerde hazır nazır

Görür de var görmez de

İçin bizim dolumuzdan

Çıkman sakın yolumuzdan

Pir Sultan'ım halımızdan

Bilir de var bilmez de

Pir Sultan Abdal, Dergâh'ta birliğe çağrı yaparken koşulları, kuralları da tek tek açıklıyor. Yoksa “sürerler dergâhtan haller nic'olur” korkusunu çekiyor, anımsatıyor baştan. Kendisi Şah’ın, yani Hacı Bektaş'ın “aciz kuludur”, öyle görüyor:

Pir Sultan'ım kemter kuldur Şah'ına

Hünkâr Hacı Bektaş nazargahına

Deli gönül hak ol düş Dergâh'ına

Er olayım dersen er ile görüş

Aksi takdirde:

Pek imiş kurulmaz feleğin yayı

Ezelden sunulur aşığın payı

İki dinli yüzlü yüze gülücü

Sürerler Dergâh'tan haller nic'olur

Er değildir er nefesi tutmayan

Er pislik temiz etmeyen

Özünü rızaya teslim etmeyen

Sürerler Dergâh'tan haller nic'olur

Erenler kabul eylemez yalanı

İçi sual olup dışı güleni

Evvel ikrar verip sonra güleni

Sürerler Dergâh'tan haller nic'olur

Pir Sultan’ım ihlas çağır Pir'ine

Yerler gökler inler ah ü zarına

Mümin olan çıkar Hak divanına

Sürerler Dergâh'tan haller nic'olur

Pir Sultan Abdal inanmıştır ki, Pir önünde gerçeklerden söz açılır. Ama “yapı birlik ile yapılır”.

Yine gerçeklerden açtık kapuyu

Bir Pir'in önünde kıldık tapuyu

Arı birlik ile yapar yapuyu

Birlik ile bitmeyende bal olmaz

Pir Sultan’ım eydür kalbimin nuru

Müminler gözlüyse münafık kördür

Erenlerin yolu kadimdir birdir

Her tepenin başında da yol olmaz

Pir Sultan Abdal, hem şöyle sorar:

Muhammed Ali neslinden kim kaldı

Kim var Hacı Bektaş Veli'den gayrı

Onulmaz yaraya merhem kim sardı

Kim var Hacı Bektaş Veli'den gayrı

Hem de soruşturmasına yine kendisi yanıt verir:

Çok şükür olsun Hüda'nın demine

Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var

Mehdi evsafı eyledim temine

Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var

(...)

Bir güneş doğdu dünyanın yüzüne

Âşıkların nur göründü gözüne

Cümle canlar niyaz etti özüne

Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var

Pir Sultan’ım biat ettik ol erden

Muhabbet kokusu geliyor serden

Katarından ayırma Şah-ı Merdan

Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var

Anadolu'nun yetiştirdiği ve Aleviliğin Yedi Ulu'sundan biri olan büyük ozan, artık Hacı Bektaş Dergâhı'nda daha önce oturmuş ve oturmakta olanların ve Bektaşilerin açık yürekli propagandası içindedir.

Artık Pir Sultan'a göre “devir Bektaşilerindir”. Öyleyse “sevdalı, bade süzen, dünyayı gezen, sırlarına güç erilen ama arifler arifi ve hak yoluna canlarını kurban etmekten çekinmeyen Bektaşiler” derlenip toparlanmalıdır.

Sevda çekmek şanlarıdır

Gizlice erkânlarıdır

Hak yoluna canlarıdır

Kurbanı Bektaşilerin

Onlar Horasan'ı gezer

Demkeş olur bade süzer

Seyyah olup daim gezer

Sultanı Bektaşiler'in

Sırlarına güç erilir

Remizleri geç bilinir

Üstad olan Pir seçilir

Hünkârı Bektaşilerin

Arifler arifi gelir

Arife tarif vız gelir

Uzak yakın hep bir gelir

Hassına Bektaşilerin

Pir Sultan’ım bu ne demek

Yerde insan gökte melek

Hiç cahile çekme emek

Devridir Bektaşilerin

Sanki bu derleniş için “Rum (eli)’u fetheden Kırklar serdarı Şah Kızıl Deli'yi (Seyyid Ali Sultan'ı) imdada” çağırmaktadır.

Şah-ı Merdan Ali kurdu bu yolu

Hazreti Fatıma cihanın gülü

Evvel Seyyid Ali aldı yürüdü

Kırkların serdarıdır Kızıl Deli

Pir Sultan'ım eydür sancak getiri

Zemheride gonca güller bitiri

Kalenin altın üstüne getiri

Rum'un fethin eden Şah Kızıl Deli

 ***

Hey erenler evliyalar serveri

Himmet eyle bize Şah Seyyit Ali

Tarık-ı Naci'nin sensin rehberi

Himmet eyle bize Şah Seyyit Ali

Pir Sultan'ım eydür yola âşıkız

Ta ezelden böyle kalbi sadıkız

Severiz ey Şah'ım kalbi sadıkız

Rahmet eyle bize Şah Seyyit Ali

www.alewiten.com, 12.12.2002