5. Kalender Çelebi, Dergâhın Manevi Öncülüğünü Silahlı Başkaldırıyla Siyasi Toparlanışa Yöneltiyor
Baba Zünnun ölmüş, fakat yandaşları dağılmamış, mücadeleyi sürdürüyorlardı. Çünkü Hacı Bektaş torunlarından Kalender Şah, Ankara-Kırşehir yöresinde ayaklanmış, süratle Kazova'ya doğru gelmektedir. Bu iki büyük ayaklanma, ayrı ayrı değil birlikte ele alınmalıdır. Aynı ya da birbirini izleyen yıllarda ortaya çıkan bu iki eylem, Alevi-Bektaşi inancındaki halk kitlelerinin ilk ciddi toparlanışı ve birlikte hareket etmeyi ilk denemeleridir.
Baba Zünnun'un harekete geçmesinden az bir süre sonra Kalender Çelebi'nin başkaldırması, iki ayrı cephede aynı beyleri ve vezirleri şaşkına çevirip yenilgiden yenilgiye sürüklemeleri bir rastlantı değildir. Kanımızca bu, Alevi-Bektaşi inancındaki halk yığınlarının “Pirlerin Piri Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı”na manevi bağlılıklarının siyasi birliği, “İstanbul şehrindeki tac-ı devleti” ele geçirmek için bilinçli bir andlaşma ve güçbirliğidir.
Ancak Osmanlı bunu sezmiş, ayaklanan kitlelerin Kazova'ya birlik sancağını dikmelerine, bütün güçleri seferber edip engel olmuştur. Zünnunculara en büyük darbeyi, Diyarbakır beylerbeyi Hüsrev Paşa, “Rüstem yaratılışlı Kürt askerleri!” ile vurmuş (Peçevi Tarihi, I, s. 96) ve onları dağıtarak Kalender Şah'ın da yenilmesine zemin hazırlamıştır.
Anlaşılıyor ki, Hacı Bektaş Veli'nin torunlarından, Balım Sultan'ın (1426?-1518) kardeşi ya da oğlu olan, “Kalender Abdal”, “Civan Kalender”, “Kalender Çelebi” adlarıyla da tanınan Kalender Şah bu birlikteliğin önderi seçilmiştir.
Kalender Şah (1476-1527/8) iyi bir ozandır. Balım Sultan'dan sonra Pir postuna oturmuş ve Hacı Bektaş Dergâhı’nın başındadır.1
Balım Sultan'ın barışçıl yumuşaklığına karşın, Kalender bu yola başkoymuştur. Dedesi Hacı Bektaş Veli'den manevi buyruğu almıştır:
Dün gece seyrimde batın yüzünde
Aslı imam nesl-i Ali'yi gördüm
Elif taç başında nikap yüzünde
Hünkâr Hacı Bektaş Veli'yi gördüm
Geçti de secdeye oturdu kendi
Cemalin şeminden çerağlar yandı
İşaret eyledi Kar Abdal geldi
Bize Hak'tan gelen doluyu gördüm
İçtim o doluyu aklım yitirdim
Menzil gösterdiler geçtim oturdum
İndirdim kisvetim ikrar getirdim
Kemend ile bağlı belimi gördüm
Mürşid eteğidir tutmuştur destim
Bu idi muradım erişti kastım
Ben beni yitirdim serhoşum mestim
İsmini vird eden dilimi gördüm
Kalender yoluna koymuştur seri
Şükür kurban kestim gördüm didarı
Erenler serveri Horasan piri
Hünkâr Hacı Bektaş Veli'yi gördüm
Anadolu Alevi-Bektaşi önderleri Seyyidler, Dedeler toplanarak, bir anlaşmaya varmış ve karar vermişlerdi. Kalender Şah'ın arkasında yürüyeceklerdi. Alevilerin büyük umudu ve şahı Şah İsmail (1487-1524) büyük yenilgiden sonra toparlanamamış ve 1524'de ölmüştü. Anadolu Alevilerini Erdebil Tekkesi'ne bağlayan, Hoca Ali'den (1392-1429) bu yana en büyük halka da kırılmış bulunuyordu. Anadolu’daki Alevi-Bektaşi inançlı halk kitleleri kendi şahlarını yaratmalıydılar. Bunu Hacı Bektaş Dergâhı'nın başındaki Kalender'in kişiliğinde buldular.
İşte bu dönemde Pir Sultan Abdal da nefeslerinde, deyişlerinde ve düvazimamlarda Hacı Bektaş Veli ve evlatlarını, Dergâh'ını işleyerek, onları ehlibeytle, Muhammed Mustafa ve Haydar-ı Kerrar (Ali) ile eşleştirerek, Hacı Bektaş Dergâhı'nın siyasetini yapmıştır.
Pir Sultan, şiirlerinde adını kullanmayacak kadar Şah'laştırıp, bağlanmıştır Kalender'e. Olasılıkla özel olarak Kalender Şah üzerine yazdığı şiirler ortadan kaldırılmış olduğu için günümüze ulaşamamıştır. Buna rağmen yeni saptamış bulunduğumuz iki önemli şiirde, iki ayrı ozanın doğrudan Kalender'e hitap ettiğini de görüyoruz. Ayrıca konumuzla da çok yakından ilişkilidir, Kalender Şah'ın taliplerinden olduğu anlaşılan Koyun Abdal adındaki ozan (Mezarı Kayseri-Bünyan'ın Akkışla köyünde), bilinen tek şiirinde Kalender'e seslenmektedir.
Koyun Abdal, hareketin içinden olup, ortamı değerlendirirken (Kalender'in) İran Şahı'na (Şah Tahmasb) gideceği dedikodusu üzerine, endişelerini dile getiriyor ve gitmemesini diliyor:
Seni Şah'a gider derler
Gel gitme güzel Kalender
Anan atan yüzün suyun
Gel gitme güzel Kalender
Hacı Bektaş değil m'atan
Kerbela'da mekân tutan
Hünkâr Veli değil m'öten
Gel gitme güzel Kalender
Bölük bölük oldu beyler
Yedilmez oldu yedekler
Terketme güzel Kalender
Gel gitme güzel Kalender
Sen Hacı Bektaş oğlusun
Şu aleme dopdolusun
Sen de bir erin oğlusun
Gel gitme güzel Kalender
Koyun Abdal durmuş ağlar
Kurulmaz oldu otağlar
Dikildi sayvanlar tuğlar
Gel gitme güzel Kalender
Koyun Abdal'ın dileği olmuş, daha sonra anlatacağımız ayaklanma sırasında “İran Şah'ından yardım dileme” ya da İran’a “gitme” olayı vuku bulmamıştır.
Ayrıca Kalender Çelebi'nin, Şah İsmail Hatayi'nin - büyük olasılıkla ölümünden kısa bir süre önce - ziyaretine gittiğini görüyoruz. Hatayi, aruzla yazdığı bir şiirinde, kendisinden on yaş kadar da büyük olan Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Kalender'e büyük övgüler düzmüştür.2
Onu “iki alemin gerçek sırrı ve sultanı” diye niteleyen, Kalender'in başkanlığında gelmiş olan heyete “Hak kadehinden içip mest olmuş konuklar” diyen Hatayi, Kalender'i “Mustafa (Muhammed) ve Murteza (Ali)” gibi karşılıyor. “Şah'a kavuşmuş mihman (ım)dır Kalender / Hatayi'nin açtığı velilik kâbesinde Şah-ı Merdan kuludur Kalender” diyen Hatayi, konuklarını yedirip içirip ağırlıyor ve onları hesaba ihsan olarak geçirdiği şakasını yapıyor. Arkasından ona “şöhretin dünyayı tutması göründü (imdi şöhret-i alem göründü)” derken, sanki Kalender'e el verip, bir gelecek muştuluyor:
İki alemde sultandır Kalender
Kadimi küfr ü imandır Kalender
Kalender'dir hakikat sırr-ı kevneyn (iki dünyanın gerçek sırrı)
Emir-i Hayy-i fermandır Kalender (Hayy: Tanrı)
Kalender Mustafa vü Murteza'dır
Zihi cism ile hem candır Kalender (Zihi: ne mutlu)
Cihan içinde sertapa bürehne (baştan ayağa çıplak)
Şehin aşkına kurbandır Kalender
Misafirler ki mest-i cam-ı Hak'tır (Tanrının kadehi)
Visal-ı Şah'a mihmandır Kalender (visal: kavuşma, mihman: konuk)
Cihanın devrini buldu gıda nuş
Acayip ehl-i imandır Kalender
Geç imdi şöhret-i alem göründü
Hisaba cümle ihsandır Kalender
Velayet Kâ'besin açtı Hatayi
Gulam-ı Şah-ı Merdan'dır Kalender
www.alewiten.com, 12.12.2002
1 Çelebi Cemaleddin Efendi ve Celaleddin Ulusoy, Kalender'in Balım Sultan'ın kardeşi olduğunu yazmaktadırlar. Oğlu da olabilir. Ama ölüm yıllarının kesin olduğuna dikkat edilirse, onu Balım Sultan'ın torunu kabul etmek, ya da İ. H. Uzunçarşılı gibi ikisi arasına birkaç kuşak koymak bizce çok yanlıştır; kasıtlı yapılmış da olabilir.
2 A. Yaşar Ocak'ın, Kalenderiler adlı kitabında (s. 158), Kalender Sultan'a doğrudan hitabeden bu şiirin, Şah İsmail Hatayi tarafından, Kalenderiliğin propagandası için yazıldığını, ileri sürmesi bir zorlamadan başka birşey değildir. Çünkü, şiirin Kalenderilik için yazılmadığını görmek için öyle büyük çaba gerekmiyordu. Ocak işlediği konudan dolayı, işine geldiği için böyle yorumlamış görünüyor.