3. Celaleddin Ulusoy Pir Sultan İçin Neler Söylüyor?
Celaleddin Ulusoy, önce büyük ozanın adı üzerinde değişik bir açıklama getiriyor:
“Pir ve Sultan sözcükleri tasavvuf ehlince, Alevi-Bektaşi'lerce Ehl-i Beyt soyundan gelen kutsal kişilere ve yol kurucularına verilen sıfatlardır. Bizim kişisel kanımıza göre bu mahlasla kendisini `Pir Sultan Abdalı' olarak lanse etmiştir. `Pir Sultan Abdal'ım' derken, `Pir Sultan'ın abdalıyım' anlamında kullanmaktadır. Burada `Pir Sultan' sözcüğü, şairin bağlı olduğu yol ulusu Hacı Bektaş Veli, Seyyid Ali Sultan, Balım Sultan veya bir başkasıdır. (Başkası yoktur-İ. K. )” (agy, s. 157)
Gerçekten, gelenekte Pir Sultan'ın asıl adının Haydar ya da Koca Haydar olduğu kabul edilir. O halde, ozanımız, Hacı Bektaş Dergâhı'nda ikrar verip nasip aldıktan sonra, bir yol talibi olarak kendini `Pir Sultan Abdalı' niçin saymasın?
Sonra Celaleddin Ulusoy, üslup farklılıklarından yola çıkarak “birden fazla Pir Sultanlar” olduğunu düşünmenin yanlışlığına parmak basıyor. Mahlaslarının değişik kullanıldığı şiirlerin de kesin belgelerle ispatlanıncaya değin Pir Sultan'ın sayılması gerektiğini vurguluyor ve şöyle yazıyor:
“Pir Sultan Abdal'ın yaşantısı ve kişiliği anlatılırken, O'nun Safeviler'e, özellikle Şah Tahmasb'a bağlı olduğu işlenmiş ve diğer tüm olaylar bu açıdan yorumlanmıştır. Pir Sultan Abdal'ın İran şahlarına sempati duyduğu şiirlerindeki her ’Şah’ sözcüğünden, İran şahlarının kastedildiğini sanmak yanılgıdır. Alevi-Bektaşi toplumunda ‘Şah’ sözcüğü büyük çoğunlukla İmam Ali ve onun soyundan gelenler için kullanılmıştır. Hacı Bektaş Veli'ye, Seyyid Ali Sultan'a ve Balım Sultan'a da ‘Şah’ denilmiştir.” (agy, s. 158)
Ulusoy, Pir Sultan Abdal'ın hitap ettiği ve beklediği “Şah”ın -bizim de doğru yaklaşım olarak kabul ettiğimiz-, Hacı Bektaş Dergâhı'nın Postnişini ve soyundan gelen Kalender Şah Çelebi olduğu görüşünü getiriyor. İncelememizde Ulusoy’un bu görüşünü geliştirmeye çalışacağız.
www.alewiten.com, 12.12.2002