2. Pir Sultan, Erenler Ceminin Bülbülüdür

Son yarım yüzyıl içerisinde Pir Sultan Abdal hakkında çok sayıda makaleler, kitaplar yazıldı. Yaşadığı dönem ve idamı üzerine farklı görüşler ortaya atıldı.

Devrimciler Pir Sultan'ın kavga şiirlerini kendilerine bayrak yaparken, onu Aleviliğinden soyutlamaya çalıştılar. Sünni bağnazlar ise son günlerde büyük ozanın engin Ali sevgisini çarpıtarak, Alevilerin Müslümanlığını korumak (!) adına, - daha doğrusu onları Şii görmek istedikleri için - Pir Sultan'ın “Alevi olmadığını” söyleyecek kadar ileri gitmişlerdir.1 Üç zıtlar bu girişimleriyle Pir Sultan'a küfürde birleşmiş oluyorlar. Ama, o bunlara kendisi karşılık veriyor:

Ezelden divane etti aşk beni

Hüseyni'yim Alevi'yim ne dersin

Niçin dahledersin tarık düşmanı (tarık:yol)

Hüseyni'yim Alevi'yim ne dersin

İmam-ı Ali'dir ayn-ı bekadır (daimi, sonsuza kadar gören-gözdür)

Pir elinden zehir içsem şifadır

Yardımcımız Muhammed Mustafa'dır

Hüseyni'yim Alevi'yim ne dersin

İmam Rıza'nın ben envariyim (nurlarındanım)

Şah-ı Kerbela'da doğan Ali'yim

Münkirin yezidin Azrail'iyim

Hüseyni'yim Alevi'yim ne dersin

Pir Sultan Abdal yaşadığı dönem, özellikle ilişkide bulunduğu halk hareketleri konusunda üç tartışmalı görüş bulunmaktadır.

Birinci görüşe göre, Pir Sultan 2. Bayezid (1483-1512), Yavuz Selim (1512-1520) ve Kanuni Süleyman (1520-1566) dönemlerinde Alevi halk kıyımlarını yaşamış; Şah Kulu'ndan başlayarak, Kalender Şah dahil birçok başkaldırılara tanık olmuş ve içinde bulunmuştur. Kanuni'nin İran seferi sırasında uyguladığı köylü-Alevi kırımı sonucunda idam edilmiştir. Yani Pir Sultan 1475/80 ile 1547/50 yılları arasında yaşamış oluyor. Biz de bu görüşü paylaşmaktayız.

İkinci görüşün iddiası, Pir Sultan'ın, Aziz Mahmud Hüdai'nin 1. Ahmed'e yazdığı mektupta adı geçen Hızır Paşa tarafından, 1603-1608 yılları arasında astırıldığıdır.

Üçüncüsü ve son zamanlarda en çok kabul görmüş olanı ise, ilk kez araştırmacı İlhan Başgöz'ün S. Eyuboğlu'nun Pir Sultan Abdal derlemesine yazdığı önsözde ortaya attığı görüştür. (Bkz. S. Eyuboğlu: Pir Sultan Abdal. İstanbul 1983: 11-56) Bu sava göre, Pir Sultan Abdal, 1577-78'de 50 bin kişiyi toplayarak Osmanlı'ya büyük bir başkaldırı hazırlıklarına girişen ve yönetimi dehşete sokan “Düzmece Şah İsmail” hareketiyle doğrudan ilişkisi yüzünden, 1588-90 yılları arasında Sivas'ta valilik yapmış Hızır Paşa tarafından asılmış olabileceği savıdır. Bu düşünce Mehmet Bayrak tarafından biraz daha da geliştirilmiş görülmektedir. (Bkz. Mehmet Bayrak: Pir Sultan Abdal. Ankara 1986: 111-133)

Ne bütün bunları ayrıntılamayı, ne de,

“Pir Sultan Abdal ne Hızır Paşa ile takışmasından ne de İran dostu olduğundan asılmıştır. Pir Sultan, Bedreddinci'lerle birlikte yeraltı örgütünde çalışıyor olmalıydı. İdamı onlarla birlikte hareket etmesinden kaynaklanıyordu, suçu buydu''

diye kestirilip atılan görüşleri (V. Timuroğlu: İnançları Uğruna Öldürülenler. Ankara 1991: 86, 98) irdelemeyi uygun görmüyoruz.

Bu arada, Baki Öz'ün Osmanlı'da Alevi Ayaklanmaları adlı kitabının son bölümünü “Düzmece Şah İsmail-Pir Sultan Abdal” başlığı altında, Pir Sultan hakkında yazılan ve ileri sürülen görüşlerin çok geniş bir özetine ayırmış olduğuna dikkat çekelim. (Baki Öz: Osmanlı'da Alevi Ayaklanmaları. İstanbul 1992: 190-204) Ancak, titiz bir araştırmacı olarak tanıdığımız Baki Öz'ün bu geniş özette, Celaleddin Ulusoy'un Alevi-Bektaşiliğin 7 büyük ozanını tanıtan Yedi Ulular kitabından hiç sözetmemesini doğrusu yadırgadık. Ulusoy'un kitabının Pir Sultan'ı inceleyen bölümünde getirdiği ve şimdiye dek araştırmacıların üzerinde durmadığı açık olan görüşe yer verilmemiş olması, bizce büyük eksikliktir. (Bkz. Celaleddin Ulusoy: Yedi Ulular. Ankara-tarihsiz, s. 157-194)

www.alewiten.com, 12.12.2002


 

1 20. 06. 1992 tarihli Türkiye gazetesinde Yavuz Bülend Bakiler adlı bir köşe yazarının “Aleviler müslümandır, Pir Sultan ise Alevi değil bir gulattır. Onun davası Ali iledir; Ali’ye Allahlık sıfatı yamamaya çalışan bir sapık, bir geri kafalıdır... ”diye yazdığına tanık olduk. Bu yazıda, sözde Alevilerin Müslümanlığı savunularak, ulu ozan Pir Sultan Abdal dinsiz ve sapıklıkla suçlanıp, ona hakaret ediliyordu. Kavga (Ağustos-Eylül 1992, sayı 18-19) dergisinde bu yazıya gerekli yanıtlar verilmiş ve Aleviler tepkilerini dile getirmişlerdi. 2000 yılında bir başka Sünni yazar, “Allah Bir Muhammed Ali’dir Ali: Pir Sultan Abdal’ın Tanrı Anlayışı” başlığı altında Hacı Bektaş Araştırma Dergisi’nde (sayı 15, s. 133-153), Pir Sultan’ın şiirlerinde 350 kadar ‘Tanrı, Allah, Hakk, Çalap vb’ isimleri saptayarak, garip bir biçimde ulu ozanın Allaha inandığını kanıtlamaya çalışacaktır. İlyas Üzüm adındaki bu İlahiyatçı akademisyen de Pir Sultan Abdal’ın Müslümanlığını savunmayı üstlenmiş ve onu, Ali tanrısallığını işleyen şiirlerin olan ait olmadığını söyleyerek Ali’den koparmaya çalışıyor.