11. Pir Sultan Abdal'ın Kalender Çelebi Kırımından Kurtuluşu
Baştan beri ileri sürdüğümüz düşünceler doğrultusunda akılyürütüldüğünde, Kalender Şah ayaklanmasına elli yaşlarında katılmış olması gereken Pir Sultan Abdal ayaklanmanın bastırılmasını izleyen kırımdan acaba nasıl kurtuldu?
Şah İsmail'in ölümünün ardından, Hacı Bektaş Veli Dergâhı'nı Erdebil'in önüne geçirme ve merkez yapma siyasetini cesaretle ortaya atıp savunan Pir Sultan Abdal, Osmanlı'nın Bektaşileri ve Alevileri birbirinden ayırma ve parçalama gayretini boşa çıkarmış, Dergâh postnişini Kalender Çelebi'yi ezilen Anadolu Alevi kitlelerinin kurtarıcı “Şah”ı olarak görüp, onun övgüsünü yapmıştır. Bektaşi ve Alevileri tam birliğe yöneltmiştir. Ve de, inançları doğrultusunda başını vermekten çekinmeyen Alevi halk topluluklarını Muhammed-Ali, Hüseyin, Ehlibeyt, Oniki İmam sevgisi; Muaviye-Yezit-Mervan laneti, yani “Tevella ve Teberra” simgeleri içinde Kalender Şah’ın çevresinde toplama, birleştirme çağrıları yaptığı anlaşılıyor.
Şiirlerine simgeleri öylesine ustalıkla yerleştirmiştir ki, bunlar adeta Pir Sultan’ı koruyucu örtü olmuşlardır. Ancak Kanuni'nin, babası Yavuz Selim'i aratmayan Kızılbaş düşmanlığından belki 20 yılı aşkın bir süre kendini koruyabilmesi, Anadolu'yu daha doğrusu yaşadığı bölgeyi uzun süre terketmesine bağlanmalıdır.
Gençliğinde, Şah İsmail yandaşı olarak onun propagandasını yaptığı zamanlar, kendini Arapkir-Eğin-Divriği'nin ortak otlağı olan Sarı Çiçek Yaylası'nda gizlediğini belirleyen bilgilerden söz etmiştik. Pir Sultan Abdal’ın -kendini ikinci gizlenme dönemi olarak niteleyeceğimiz- bu yılları nerede geçirmiş olduğunu açık veya kapalı olarak gösteren şiirlerinden örnekler bulunmaktadır. Onlardan bazılarını aşağıda vereceğiz.
Feleğin bile düzene desteğini vererek kendisini “çevre çevre yeldirdiğini” söyleyen Pir Sultan, “ayrılığın okunu dolduran” nedeni üç şeye bağlamaktadır; “ecel, didar ve nasip”. Başta ecel, yani ölüm korkusu olunca güzel yüz ve nasip kavramlarının önemi kalır mı?
Kısmet verip bizi salan çöllere
Ya eceldir ya didardır ya nasip (didar: sevgilinin güzel yüzü)
Felek bizi saldı özge hallere
Ya eceldir ya didardır ya nasip
Kısmet verip çevre çevre yeldirdi
Bilmediğim hikmetlere daldırdı
Çekip ayrılığın okun doldurdu
Ya eceldir ya didardır ya nasip
Felek arka vermiş çarhın devine
Arıt kalbin evin iman sevine
Türlü dalga geldi gönlüm evine
Ya eceldir ya didardır ya nasip
(...)
Pir Sultan Abdal’ım der ki vardığım
Ulu dergâhıdır yüzler sürdüğüm
Bilmediğim hikmetleri bildiğim
Ya eceldir ya didardır ya nasip
Ayrıca Pir Sultan Abdal'ın talibi Kul Himmet'in bir şiirinde, yana yakıla Pir'ini aradığını ve Oniki İmamlardan, velilerden, peygamberlerden, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde yatmakta olan erler-evliyalardan yardım dilediğine tanık oluyoruz. Kul Himmet “Allah bir Muhammed Ali diyerek” Pir'inin derdine düşüyor ve onu göremediği için çok dertli olduğunu söylüyor. Oniki İmamlar dahil olmak üzere 44 kişi ve yer adı geçmektedir. Kul Himmet'in bütün buraları dolaşmış ve bu erlerin mezarlarını ziyaret etmiş olması büyük olasılıktır. Ve yine olasıdır ki, kendisi de Pir'i gibi uzun süre izini kaybettirmiştir. Aşağıda sunduğumuz bu şiir bize Pir Sultan'ın nasıl uzun bir süre kayıplara karışıp gizlenmiş olduğunu açıkça göstermektedir:
Mekân mı tuttun sen bu gurbet illeri
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
... görsem sorayım sinleri
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Turna gibi kanadı var yolu var
Figanı var firkatı var ünü var
Ölümün elinden çokca gamı var
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Niyaz kılın Pir Sultan'a Pirime
Her kul dayanır mı böyle zulüme
Zayıf Yusuf melhem etsin yarama
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Hüseyin Ova'nın gen' olur yazı
Samah tutuyor mu gelini kızı
Bir haber vereydin Hüseyin Gazı
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Abdal Ata tekkesine varalım
Elven Çelebi'ye yüzler sürelim
Koyun Baba'ya bir peyik salalım
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Bu imiş kısmetim bunda Mevla'dan
Pirime kimler kıydı hey Yaradan
Bizi sevindirir bir gün ağladan
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Mehmet Dede Sultan erlerden okun
Karpuzu Büyük'ten gülleri sokun
Var imdi düşmanlar kınalar yakın
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Kızıl Deli imdadıma gelindi
Şah-ı Haydar ahvalimden bilindi
Çoban Baba'ya garibi sorundu
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Monla Hünkâr Umur Sultan varıyom
Depreşir yaraya merhem arıyom
Baba Kaygusuz'u nerde soruyom
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Sahap çıkamadım da verdi Mısır'ı
Bilin Mısırlının çoktur kusuru
İmam Ali imiş erin asılı
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
İmam Hasan sır içinde sır idi
................
Erler imdat eylen gönül farıdı
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
İmam Hüseyin'in makamı kande
Üstüne irahmet yağmaz mı günde
Pirim kula himmet imdat etsin de
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Vardım idi İbrahim'e Halil'e
Erler niyaz kılın İmam Zeynel'e
Soralım Veysel'e Yemen iline
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Gelindi varalım Acem Şah'ına
Kimidi sır veren İmam Bakır'a
Sordum bulamadım İmam Cafer'e
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Eba Müslim teberini alıyor
Himmet eylen İsa gökten iniyor
Elalem Musa Kazım da biliyor
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Şit peygamber evladına Hu dedi
Güruh Naci silsilesi bu dedi
Muhammed Taki Naki'ye su dedi
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Hasan Askeri'den bulak miraci
Bostan Kulu'yunan Er Kara Hacı
Teslim Abdal Derviş Ali davacı
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Abdal Musa kalemini çalınca
Çok çağırdım üşermedi yalınca
Hesabımız görek Mehdi gelince
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Şeyh İbrahim Şeyh Hasan'ın gülüdür
Ali Baba Hubuyar'ın yaridir
Er Aslanoğlu'nu desen Ali'dir
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Gelindi varalım Hoca Bodun'a
Ak Hoca yardımcı ikrar güdene
Çeltek Baba yardım etmez la diyene (la: yok)
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Şeyh Nusret tekkisini unuttuk
Allah'ım şu dünyayı da kuruttuk
Dikin kefenimi suyum ılıttık
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Denizli Baba'nın da açıktır çiçeği
.....................
Ya Seyyid Selhaddin erin gerçeği
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Uyan Balım Sultan halim pek yaman
Hacı Bektaş Veli göndersin iman
Benim güddüğüm yol Sahib-i Zaman
Göremedim Pirimi dertliyim dertli
Görelim yitiği buldu Kul Himmet
Yerden gökten evvel Ali Muhammed
Bendenin sorduğu bir zat-ı sıfat
Göremedim Pirimi dertliyim dertli[1]
www.alewiten.com, 12.12.2002
[1] Şiirde geçen kişi ve yer adları için bkz. Cahit Öztelli: Pir Sultan’ın Dostları. İstanbul 1984: 20-23, dipnt. 2-25. Biz, 19. dörtlükte geçen Şeyh Hasan’ın, yukarıda Pir Sultan’ın hakkında bir yalvarı şiiri yazdığı Şeyh Hasan Onar olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca Öztelli’nin, bu şiirin Pir Sultan’nın darağacına çekilmesinden sonra yazıldığı ve ölüsü arkasında söylenmiş bir ağıt olduğu görüşüne de katılmıyoruz. Baştaki kıtanın eksik ulaşmış dizesinde geçen “sinleri” (mezarları) sözcüğünden bu kanıya varılması doğru olamaz. Alevi-Bektaşiikte İmamların-Velilerin ölümsüzlüğü, ruhlarının aramızda dolaştığı inancı yaygındır; onlardan yardım dilenir, bir tür onlar aracılığıyla Tanrıya çağrıları ulaşır. Çünkü veliler (evliya), sözcük anlamıyla da “Tanrının dost ve sevdikleri” kutsal kişiliklerdir. Kul Himmet aramakta olduğu “Pir”ini, yani Pir Sultan Abdal’ı bulabilmesi için onlardan yardım istiyor. Kul Himmet onun için daha bir çok şiirler yazmış ve ona ulaştırıp, “müşküllerini” sormuştur. Pir Sultan’ın da karşılık verdiğini biliyoruz. Kul Himmet incelememizde bu ilişkiler genişçe açıklanmıştır.