İsmail Kaygusuz
Anadolu Aleviliğinin Büyük İsyancı Halk Ozanı Pir Sultan Abdal*
1. Pir Sultan Abdal'ın Sazıyla ve Şiirleriyle Sözetmediği Konu Yoktur
16. yüzyılın bu büyük Alevi ozanının şiirlerinde işlemediği konu yoktur dense yeridir. Sazıyla konuşur dertleşir inleşir:
Gel benim sarı tamburam
Sen ne için inilersin
İçim oyuk derdim büyük
Ben anınçin inilerim
Emek çekip ev yaptırır ya, güzeline bildirmeye fırsatı olmamıştır. Ama kendisine değil, ot çiçek bitmeyen dağa, taşa üzülür:
Bahar geldi çiçek bitti ot bitti
Toprak güldü taşı güldüremedim
Ozanımız en yüce konulardan en basitine kadar iner, güzelim nefeslerini, deyişlerini, güzellemelerini her insanın beğenisine sunar. Pir Sultan Abdal Alevi'dir, Ali ve Ehlibeyt sevdalısıdır. Aşk deryasını boylamış, ummana dalmıştır. Bu sevda onu aşk harmanında savurmuş, elenip yoğrulmuş ve kazanda piştikten sonra kendini ortaya koymuştur. Ayin-i Cem bülbülüdür asıl, Ali Meydanı'nda öter ve inci mercanlarını orada döker. Bu kadarla kalmaz, eksiğini noksanını da döker bu meydana, özünü Dâr'a çeker:
Pir Sultan'ım yeryüzünde
Hiç hata yoktur sözümde
Eksiklik kendi özümde
Dâr'ına durmaya geldim
Pir Sultan Abdal, paşa olmuş yezitleşmiş eski bir talibinin (!) darağacında, inanç ve düşünceleri yüzünden can vermiştir “Şah” diye diye.
Yürü bire Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
Gün olur bir gün devrilir
(...)
Şah'ı sevmek suç mu bana
Kem bildirdin beni Han’a
Can için yalvarmam sana
Şehinşah bana darılır
www.alewiten.com, 12.12.2002
* Bu çalışma daha önce “Alevilik İnanç, Kültür, Siyaset ve Tarihi ve Uluları I” (İstanbul 1995: 330-413) kitabımızın bir bölümü olarak yayınlanmıştı. Aradan yedi yıl geçmesine rağmen, Pir Sultan Abdal hakkında yazılanların, birkaç yazarın görüşlerinin biraraya getirilip yinelenmesinden ötede birşey yapılmadığını üzüntüyle görmekteyiz. Bizim ileri sürdüğümüz yeni savlar ve görüşler görmezlikten gelindi. Burada aynı çalışmayı bazı yeni eklemelerle genişleterek sunuyoruz.