Ayhan Aydın

Ali Göktepe'de "Nuri Cemaleddin"[1]

Hacı Bektaş Veli’nin Kırşehir’e gelişinde o zamanın Horasan pirleri yanına geldiler. Hacı Bektaş Veli buna Cemalim diyordu. Bir gün dedi ki:

― Acaba erenler de bana bir yurt verir mi? Ben de gidip kendi müridime sahip olayım.

O zaman Hacı Bektaş Veli dedi ki:

― Cemalim sen tımarına bin git. Nerede uykun gelir uyursan, kalktığın zaman senin hayvanını kurtlar dağıtmış, senin müritlerin o civardadır.

Kırşehir’de çıktı uykusu geldi uyudu, uyandı ki hayvanını kurtlar yemiş. Sordu:

― Burası neresidir?

― Elazığ Karakoçan.

dediler. Onlar batın aleminde giderler. Orada büyük bir su geçiyor cüppesini atıyor ırmağın üzerine. O zamanlar ırmağın üstünde kelekle geçilirdi. Karşıya geçiyor. Nuri Cemaleddin'e ikrar verenler yedi kardeş. Bakıyorlar ki bir derviş suyun üzerine cüppesini attı; batmadan çıktı:

― Biz gidelim, belki bizi kurtarır!

Geliyorlar diyorlar ki:

― Sultan Alaeddin şerrinden kaçtık. Burada, ormanda gece gündüz saklanıyoruz.

― Tamam.

diyor.

― Şu ağacı kesin!

Bir ağaç üstüne reş deniliyor:

―  O dama yani kara direk, onu kesin!

Kesiyorlar, yedi kardeşe diyorki:

― Bunu çekin, ben dur dediğim zaman duracaksınız, bir de arkaya bakmayacaksınız!

O direği bir arabanın götürmesi imkânsız, direği çekiyorlar. Şadılı aşiretin yedi kardeşin içerisinde bir tanesi:

― Acaba, neden bize geri dönüp bakmayın dedi?

Bir geri dönüp bakıyor ki, o ağacı tutanların hepsi, o yanda gidiyor; iki ejderha çekiyor ağacı. O zaman Nuri Cemaleddin:

― Eyvah! Ben size dedim ki, geriye dönüp bakmayın. Zaman olacak ki benden seneler sonra, senin neslinden doğanlar benim tarikatımdan dönecekler!

Hatta 200 sene önce dönenler olmuştur. Gidiyor Sultan Alaeddin'e:

― O firarları bana bağışlayacaksın!

― Sen kimsin?

― Ben evlad-ı resul, seyidd-i saadetim!

― O zaman sana imtihan var!

― Ne imtihanı?

― Fırını yakacağım; seni ateşe atacağım. Yanmazsan, o zaman sana bağışlarım.

― Olur.

diyor, fırını yakıyorlar. Nuri Cemaleddin'i çağırıyorlar, Sultan Alaeddin'in baş veziri bir çocuğu ile geliyor. Çocukla beraber Nuri Cemaleddin'i ateşe atıyorlar. Adam:

― Benim çocuğum yandı!

diye bağırıyor, o arada kapı çekiliyor, biraz sonra açılıyor çocuk ve Nuri Cemaleddin de çıkıyor bakıyorlar ki sakalları buz tutmuş.

― Ne oldu?

― Benden sormayın, çocuktan sorun.

Çocuğa soruyorlar:

― Ne oldu?

Çocuk diyor ki:

― Bir sıcak yere girdik, onu biliyorum. Dönüşümüzde bir dağa uğradık; kışa tutulduk. Yanımdaki derviş, beni cüppesinin altına aldı. Eğer o olmasaydı, ben donardım...

Sultan Alaeddin beraat veriyor kendisine, Şadılar ona mürit oluyor.


 

[1] Dede, Seyyid Nuri Cemaleddin / Cemal Abdal Ocağı: Kumarlı Köyü, Kangal / Sivas.