İbrahim
Demir
"Yer
Gök Su iken Suyun Üstünde Yeşil Bir Kubbe Vardı"
Hakk, Cebrail'i yarattı; ona kanat verdi, uçsun
diye. Cebrail uçtu uçtu yoruldu. Artık mecali kalmadı. Yeşil bir kubbe gördü.
Kubbeye kondu. Bir ses geldi, "Sen kimsin, ben kimim?" Cebrail dedi:
"Sen sensin, bende benim." "Öylese sen bir zaman daha uç",
dedi, ses. Cebrail hayli bir zaman uçtu, mecali kalmadı. Yine yeşil kubbeye
kondu, tekrar aynı ses geldi. Aynı soru, ayni cevap verildi.
Cebrail yine uçtu uçtu yoruldu, konacak başka
bir şey yokturki konsun ve üçüncü kez kubbeye kondu. Tekrar ses geldi:
"Sen kimsin, ben kimim". Kubeden ayrı bir ses geldi: "De ki sen
Yaratacı'sın ben yaratılmışım, sen benim Rabbimsin."
Hakk ile Cebrail söyleşirken, o anda
kandilde bir nur parladı. Bu nurda öylesine güzel bir kadın vardı ki, görünce
Cebrail'in aklı karardı. Başındaki taç, kulaklarındaki küpe ve belindeki
kemer ile çok görkemliydi. Bu görkemiyle çevresini nurlandırıyor, ışık
saçıyordu.
"Ya Rabb, bugüne kadar görmediğim bu eşsiz
güzel kimdir?" Yaratıcı'dan nida geldi, dedi ki: "Ey Cebrail bilki
o güzel, cennet kadınlarımızın seyyidesi Fatimat'üz-Zehra'dır."
Cebrail merakını yenemedi: "Ey Rabb, ne denli kusursuz ve güzel yaratmışsın
Fatimat'üz-Zehra'yı!" Yaradan buyurdu: "Biz ona kendimizi verdik nur
ala, nurumuzdan yaratık." Cebrail, nurlarla saçlandırılmış, Fatimat'üz-Zehra'daki
dışa vuran güzelikler karşısında mest oldu. Bir süre dili tutularak onu
seyreti, az sonra kendisini toparlayıp sordu: "Ya Rabb, peki onun başındaki
nedir?" Yaradan dediki: "O, tac-ı devlettir. Bizim gelecekteki tebliğcimiz,
Resulümüz Muhammed Mustafa'dır." "Peki belindeki nedir?"
"O, kemerbesttir. Bizim güç kaynağımız, doğruluk timsalimiz, aslanımız,
adil olan Ali el-Murtaza'dır ve dahi Fatima't-üz Zehra'nın eşidir."
"Ya o kulaklarında sallananlar nelerdir?" "Onlar, seper ile sübberdir.
Yani Fatimat'üz-Zehra ile Ali el-Murtaza'nın oğulları, Resulümuz Muhammed
Mustafa'nın sevgili torunları, bizim de cennet mekân seyyidlerimiz Hasan ile
Hüseyin'dir.
Cebrail aldığı yanıtlarda huzur buldu.
Fatimat'üz-Zehra'da toplanan bunca güzel gerçeğin önünde, secdeye geldi.