Ahmet Taşğın

Alevi İnancı: Bir Alan Araştırmasının Sonuçları

Türkiye’de Alevilik çalışmaları son yıllarda yoğunlaşmıştır. Son yıllarda giderek artan  ve yazılı ve görsel basından akademik çalışmalara kadar bir dizi çalışmayı kapsayan ilgi, Hacıbektaş’ta düzenlenen Hacı Bektaş Veli etkinleriyle daha da belirgin hale gelmiştir. Bu makale 1997 yılında tamamlanan yüksek lisans tezinde[1] elde edilen bilgilere dayanmaktadır.

Bu çalışma, Konya Ereğli merkezinde ve çevre köylerinde yaşayan Aleviler hakkında yapılan alan araştırmasıdır. Üzerinde araştırma yaptığımız Ereğli Alevileri; Tunceli, Erzincan, Muş ve Erzurum’dan 1960 yılından itibaren Ereğli’ye göç etmişlerdir.

Konya Ereğli’ye peyder peyder göç eden Aleviler, bugün iki köy, bir beldenin bir mahallesi ve yoğunluklu olarak ikâmet ettikleri bir mahalleye yerleşmişlerdir. Ereğli Zengen Beldesinin Yeni Zengen Mahallesi, Özgürler Köyü ve Orhaniye Köyü ile Tahtaköprü Mahallesi arasında ikâmet etmektedirler.

Ereğli’ye göç eden ilk kuşak Aleviler ile Ereğli’de doğan Aleviler artık yeni yerleştikleri yerde değişimle beraber, burada kendileri için hem sosyal ilişkiler hem de inançları açısından yeni bir alan oluşturmuşlardır. Ereğli ve çevresinde kurban kesip adak adayacakları ziyaret yerleri oluşturdukları gibi daha birçok yeni kazanılan davranıştan dolayı Ereğli ve çevresinde ikâmet eden Alevilere “Ereğli Alevileri” demeyi uygun bulduk.

Ereğli Alevilerinin bağlı bulundukları ocaklar Kureyşan, Baba Mansur ile Hacı Bektaş’a bağlı Cemal Abdal ocağıdır. Bu ocaklara bağlı dedelik yapmayan dede soylu ocakzâdeler de var.

Makalemizde Türkiye’de Alevilik Bektaşilik çalışmalarında görülmeyen fakat bizce önemli olan bir hususu ortaya koymaya çalıştık. Alevi – Sünni farklılaşmasının belirgin olarak ortaya çıktığı önemli noktalardan birine açıklık getirmeye çalıştık. Alevi ve Sünnilerin ortak kullandıkları terminolojinin esasen içinin neyle nasıl doldurulduğu hususunu daha belirgin olarak ortaya koyduk. Çünkü ortak kullanılan bu terminoloji çoğu zaman istismara yol açtığı gibi karşılıklı bir aldatmaya da ön ayak olmaktaydı. Ayrıca bütün bunlardan daha önemlisi bu durum, tarafların birbirlerini daha rahat anlamalarına ve birbirleriyle diyalog imkânı sağlamalarına mani olmaktadır. Üzerinde konuşulan konudan tarafların anladıkları farklıdır ve taraflar yine kendi inandıklarını anlatırlarken gerekli delilleri veya kendi inançlarını sağlamlaştıracak malzemeyi de takdim etmektedir. Esasen Aleviler açısından öteden beri söylenmesi, konuşulması mümkün olmayan hususların bir kısmı inancın gereği olduğu gibi, aynı konuların yani Alevi inançlarının özünü teşkil eden hususların konuşulmamasında, Sünnilere karşı duyulan güvensizlik de önemli bir yer tutar. Artık karşılıklı geliştirilen bu tutum aynı minval üzere uzun süre devam etmiştir. Bugün karşılıklı bir yanlış anlaşılma veya aldatmadan uzak olunmanın gerekli olduğu düşüncesinden hareket ettik ve yukarda konu edilen hususların bir nebze de olsa açıklığa kavuşturulması için gayret edilmiştir.

Tabi olarak yukarda belirtilen hususlar göz önüne alınarak, Alevilik inançları ve ibadetleri hakkında – yeterli olduğu varsayılan – bilgi verilmeye çalışılmıştır. Özellikle Alevilerin inançlarını ve ibadetlerini açıklamaları ve bu inançların ve ibadetler de değişim gibi hususlarda açıklık getirilmiştir. Uygulanan anket soruları içerisine nefesler de konulmuştur. Bu durum ise ankete katılan deneklerimizin söylemekte zorlandığı hususları, daha rahat söyleme imkânı sağlayacağı düşünülerek sorular arasına konulmuştur.   

Anadolu’da yaşayan Alevi inançlarının senkretik bir mahiyet taşıdığı Heterodoks bir özellikte olduğu ön kabulünden yola çıkılmıştır.   

1. Alevi İnancı

1.1 Ali Olgusu ve Ali’nin Tanrısallığı

Alevilerin, Ali'ye bakışları hem tartışmalı hem de çelişkilidir. Ali, Peygamber'in amcasının oğlu, damadı, halife, büyük bir savaşçı ve Oniki İmamların başıdır.

Bununla beraber Alevi inancında Ali, ilahi özelliklere sahip, Tanrı'nın yeryüzündeki görüntüsüdür. Yeri, göğü yaratan, rızkı veren, ezeli ve ebedi olandır. Bunların üzerine Ali'ye yönelik anlatılan menkıbelerde o, mitolojik bir varlıktır. O, yer-gök yok iken vardı ve tecelli eden ilk nurdu.

Ali, Aleviler için daha çok tarihsel bir şahsiyet olmaktan ziyade mitolojik yönünün kabullenilmesiyle anlam kazanır. Kazanılan bu anlam çoğu zaman gelgitler yaşarken Alevilerin kafasını karıştırmaktadır veya kafalarının karıştığı noktalardan birisinin bu olduğunu belirtmeleridir.

Peygamber Muhammed’in amcasının oğlu, kendisine ilk inanan ve damadı Ali ile Allah’ın Aslanı, Miraç'ta Muhammed’in gördüğü, Muhammed Ali’nin bir nur olması ve sürekli farklı farklı insanlar şeklinde yeryüzüne gelen Ali arasında bir farklılık olduğu gibi tereddütler ve gidip gelmeler bu iki şey arasında yaşanmaktadır. Bu hususu Aleviler açıklamakta zorluk çekerken ya ilgisiz bir tavır ya da böylesine bir inançtan farklı açıklamalarla kurtulmaya çalışmaktadırlar. 

1.2 Deneklerin Ali İle İlgili İnanç Konusundaki Durumları

Aşağıdaki nefeste anlatılan inanca katılıyor musunuz?

Yeri göğü arşı kürsü yaradan

Men Ali'den başka Tanrı görmedim

Yaradup kulunun kısmetin veren

Men Ali’den başka Tanrı görmedim

Tablo-1

Nefesindeki inançlara katılma durumu

Sayı

%

Evet

53

53.0

Kısmen

5

5.0

Hayır

42

42.0

Toplam

100

100.0

Yukarıda da belirtildiği gibi, bu soruyu "Ali'nin Tanrı olduğu, onun yeri göğü, arşı kürsü yaratıp, insanların kısmetlerini taksim eden bir Tanrı olduğu inancına katılıyor musunuz?" şeklinde sorduğumuzda cevaplar genellikle "Hayır" şeklinde olmuş veya denekler inançlarını gizlemişlerdir. Halbuki soruyu böyle sormak yerine, bu inancı ifade eden ve bütün Alevilerin bildiği bu nefesi okuyup, bu inanca katılıp katıl­ma­dık­ları sorulduğunda, denekler soruyu hem daha iyi anlayabilmekteler ve hem de inanç­larını gizleyememektedirler. Bu durum ayrıca araştırmacının, denekle­rin inançlarını yakından tanıdığını ima etmesinden kaynaklanmaktadır.

Tablo-1'de görüldüğü üzere, bu inanca katılanların oranı %53, bu inanca tereddütle yaklaşanların oranı %5, bu inanca katılmayanların oranı ise %42'dir. Ali'nin Tanrılığı hususundaki inancın yüksekliği, "kısmen" şeklinde cevap verenlerle birlikte toplam olarak %58'e ulaşmaktadır. Bu inanca katılmayanlar ise, Ali'nin tarihsel bir şahsiyet olarak varolduğu ve ilahi sıfatlarının olmasının ise mümkün olmadığı düşüncesindedirler.

Tablo-2: Deneklerin yaş düzeyleri ve Ali ile ilgili inanca katılma durumu arasındaki ilişki

 

Ali ile İlgili İnanca Katılma Durumu

Yaş Grupları

Evet

Kısmen

Hayır

Toplam

15-19

6

25.0

1

4.2

17

70,8

24

24,0

20-29

8

32,1

3

14,3

10

47,6

21

21,0

30-39

13

56,5

1

4,3

9

39,1

23

23,0

40-49

11

84,6

-

2

15,4

13

13,0

50-59

6

75,0

-

2

25,0

8

8,0

60 ve yukarı

9

81,8

-

2

18,2

11

11,0

Toplam

53

81,8

5

5,0

42

42,0

100

100,0

Value: 23.84                   S.D: 10                          X2: 00      Anlamlı

Yaş değişkenine bağlı olarak, Ali'ye olan inancın ölçümünde denekler; yaş oranı arttıkça Ali'nin Tanrısallığı inancı artmakta ve yaş oranı düştükçe bu inanç azalmaktadır. Bu soruya "kısmen" şeklinde cevap verenlerin özellikle gençler olduğu, 40 ve daha yukarı yaşta olanların "kısmen" seçeneğini hiç tercih etmedik­lerini görüyoruz ki, bu durum bize yaşlıların tercihlerini ya "evet" veya "hayır" şeklinde yaptıklarını, yani inançlarının kesin ve net olduğunu, halbuki 40 yaşın altındakilerin bu konudaki inançlarının o kadar kesinlikte olmadığını göstermektedir. Yani gençlerin bu tavrı, onların bir tereddüt ve bocalama içinde olduklarını göstermektedir.

Tablo-2'ye göre, gençler arasında Ali'ye ilahi sıfatlar atfeden inancın zayıfladığı açıkça görülebilmektedir.

Tablo-3: Deneklerin eğitim düzeyleri ve Ali ile ilgili inanca katılma durumları arasındaki ilişki

 

Ali İle İlgili İnanca Katılma Durumu

Eğitim Düzeyi

Evet

Kısmen

Hayır

Toplam

Okur-yazar değil

28

96.6

-

1

3.4

29

29.0

Okur-yazar

7

77.8

-

2

22.2

9

9.0

İlkokul

10

50.0

2

10.0

8

40.0

20

20.0

Orta ve dengi

2

11.8

1

5.9

14

82.4

17

17.0

Lise ve dengi

5

27.8

2

11.1

11

61.1

18

18.0

Yüksekokul ve fakülte

1

14.3

-

6

85.7

7

7.0

Toplam

53

53.0

5

5.0

42

42.0

100

100.0

Value: 48.13 SD: 10         X2: 00          Anlamlı

Eğitim düzeyi değişkenine göre, Ali'ye ilişkin inanç durumuna bakıldığında, deneklerin eğitim  düzeyleri yükseldikçe Ali'nin Tanrısallığı inancında azalma gözlenmekte ve bu inanç konusundaki şüphe de kendini daha belirgin hale getir­mek­te­dir. Oysa eğitim düzeyi düşük olan deneklerin, Ali'nin Tanrısallığı konusundaki inancı yüksektir.

Tablo-3'ye göre, eğitim düzeyinin artışı, Alevilik inançlarının temeli olan Ali'nin Tanrılığı konusundaki inancı, zayıflatmaya sebep olmaktadır. Çünkü eğitim düzeyinin artışı, Ali'nin tarihte yaşamış bir insan olduğu ile Allah inancı konusundaki bilginin artmasını sağlamıştır. Deneklerimiz Hz. Ali’nin İslam tarihi kaynaklarında anlatılan hayat hikâyesini okuduklarını dedelerin veya büyüklerin kendilerine anlattıkları Ali ile ilgisinin olamadığını belirtmişlerdir. Bununla beraber Ali inancının her hangi bir doğru tarafının mümkün olamayacağını ve tarihi hadiseleri bir kenara bırakmanın zamanın geldiğini ifade etmişlerdir.

1.3 Ali'nin İnsan/Tanrı Olduğu İnancı

Aşağıdaki nefeste anlatılan inanca katılıyor mısınız?

Nice yüz bin yıllar kandilde durdun

Atanın belinden madere geldin

Anın için halkı gümana saldın

Bin bir dondan baş gösterdin ya Ali!

Tablo-4

Ali'nin İnsan mı, Tanrı mı Olduğu

Sayı

Yüzde

Ali insandır

40

40.0

Ali insan görünümünde Allah'tır. Fakat Bu Ali'nin sırrıdır, mahiyeti bilinemez

60

60.0

Toplam

100

100.0

Bu sorunun seçenekleri arasında "Ali Allah'tır" şeklinde bir şık olmasına rağmen deneklerden hiçbirisi bu şıkkı işaretlememiştir. Ali'nin hem insani boyutu, hem de Tanrılık boyutu olduğu anlamındaki inanç, araştırmamızda deneklerimizin gerçek inancını ortaya koymaktadır.

Deneklerimiz, bu soruyla Ali'nin insan mı, Tanrı mı olduğu konusundaki inançlarını net olarak ortaya koymuşlardır. İşte, Ali inancı konusundaki çelişki burada yatmaktadır. Bu çelişkinin başladığı yerdeki izahı, "sır" ifadesi güzel bir şekilde açıklamaktadır.

Deneklerimizin çoğu, Allah'ın, Ali şeklinde sonsuz kereler tecelli ettiğine, yer-gök yok iken Ali'nin bir nur olarak varolduğuna, Peygamber Miraç'a çıkarken gökyüzünde onun karşısına aslan olarak çıktığına ve Miraç'ta, Tanrı'nın oturduğu tahttan perdenin arkasından elini uzatarak yemek (pilav) yediğine inanmaktalar. İşte, Alevilik sırrı budur. Yani Allah'ın Ali şeklinde yeryüzünde, sürekli varolması ve tecelli etmesidir ki, bilinen şekliyle tenasüh ve hulûl inancıdır. Fakat Allah'ın Ali şeklinde ne zaman, nerede, nasıl tecelli ettiği, yani bunun mahiyeti bilinemez. Bu bir sırdır.

Bundan dolayı Aleviler, Alevi olmayanlara Ali'nin insan boyutundan bahse­derlerken, Tanrılık boyutunu sır olarak gizlerler ve anlatılmasını da bir anlamda yasaklarlar. Esasen bilinemez bir mahiyet söz konusudur. Bu bilinemezlik de muhatabın anlayabilme gücüne göre azar azar anlatılır. Anlatılma süreci, anlatılma mekanizması bozulduğu için Aleviler arasında bir tereddüt bir belirsizlik yaşanmaktadır.

Deneklerimiz Ali'ye Allah demekten imtina etmişlerdir. Böyle söylemenin ya da inanmanın doğru olmayacağını, çünkü Allah'ın kendisinin Ali'nin de dışında başka bir şey olduğunu fakat Ali'de tecelli ettiğini söylenilmesinin daha doğru olacağını belirtmişlerdir. Zaten Peygamber'in de Ali'nin bu yönünü gördüğü zaman "Ey Ali! Senin bir anne babadan doğduğunu bilmeseydim, sana Allah derdim" diyerek, Ali'nin sırrının mahiyetini bilemediğine dair söylediği bu cümleyi delil getirmekteler. Böylece Ali'nin sırrının mahiyetini Peygamber de bilemedi, kimse de bilemez[2]. Bilinemediği için de Ali, insanları gümana salmıştır. Tablo-4'te de görüldüğü üzere, Ali'ye olan inanç Allah ve Ali arasında bir şey. Bu bilinemeyen mahiyet, sırrı oluştururken, beraberinde bir çelişkiyi de doğurmaktadır. Çünkü deneklerimiz "biz böyle inanıyoruz. Fakat bunun nasıl olduğunu bilmiyoruz. Zaman zaman biz de çelişkiye düşüyoruz." demişlerdir. Kendisiyle görüşme yaptığımız kaynak kişilerden Rıza Doğan, bir görüşmemizde

"bu nasıl oluyor, hem önce gelmiş ve hem sonra gelmiş. Bir insan nasıl oluyor da birbirinden çok farklı zamanlarda varoluyor. Bunu hem çözmüş hem de anlamış değilim"

diyerek bu konudaki görüştüğümüz diğer Alevilerin söylediklerini de doğrulamıştır.

Tablo-5: Deneklerin yaş düzeyleri ve Ali'nin insan veya Tanrı olması inancı arasındaki ilişki

Yaş Grupları

Ali İnsandır

Ali, insan görünümünde Allah'tır. Fakat bu Ali’nin sırrıdır. Mahiyeti bilinemez.

Toplam

15-19

19

79.2

5

20.8

24

24.0

20-29

10

47.6

11

52.4

21

21.0

30-39

7

30.4

16

69.6

23

23.0

40-49

2

15.4

11

84.6

13

13.0

50-59

2

25.0

6

85.0

8

8.0

60 ve yukarı

-

11

100.0

11

11.0

Toplam

40

40.0

60

60.0

100

100.0

Value: 28.09 S.D: 5         X2: 00          Anlamlı

Ali'nin insan veya Tanrı olma inancının yaş değişkenine göre durumu ise yaş düzeyi arttıkça Ali'nin insan olduğu inancının oranı düşmektedir. "Ali'nin insan görünümünde Allah olduğu; fakat bunun mahiyetinin bilinemeyeceği" şeklindeki inancın oranı ise yaş düzeyi düştükçe azalmaktadır.

Buradan gençlerde Alevilik inançları zayıflarken, Tablo-4'de açıklandığı üzere, inançtaki çelişki nispeten ortadan kalkmakta, Ali'nin tarihsel bir şahsiyet olduğu inancında artış gözlenmektedir.

Tablo-6: Deneklerin eğitim düzeyleri ve Ali'nin insan veya Tanrı olması inancı arasındaki ilişkisi

Eğitim Düzeyi

Ali insandır

Ali insan görünümünde Allah'tır. Fakat Bu Ali'nin Sırrı'dır. Mahiyeti bilinemez

Toplam

Okur-Yazar Değil

1

3.4

28

96.6

29

29.0

Okur-Yazar

2

22.2

7

77.8

9

9.0

İlkokul

5

25.0

15

75.0

20

20.0

Ortaokul ve Dengi

13

76.5

4

23.5

17

17.0

Lise ve Dengi

14

77.8

4

22.2

18

18.0

Yüksekokul ve Fakülte

5

71.4

2

28.6

7

7.0

Toplam

40

40.0

60

60.0

100

100.0

Value: 42.21 S.D: 5         X2: 00      Anlamlı

Eğitim düzeyi değişkenine göre Ali'nin insan olduğu inancı, deneklerimizin eğitim düzeyi arttıkça artmak­tadır. Ali'nin insan görünümünde Allah olduğu; fakat bunun mahiyetinin bilineme­yeceği şeklindeki inancın oranı ise eğitim düzeyi düştükçe artmaktadır.

Eğitim düzeyinin artması sonucu Alevilik inançlarının değişmesindeki etkisi görülmektedir. Oysa eğitim düzeyi düşük olan deneklerimizde "Ali'nin insan görünümünde Allah olduğu; fakat bu Ali'nin sırrıdır, mahiyeti bilinemez" inancı hala yoğunluklu olarak kendini korumaktadır.

Deneklerimizden eğitim düzeyi itibari olarak yüksek olanlar, hem okullarda verilen bilgilere, hem kendilerinin okuyup araştırabildiklerine göre; Ali'nin efsanevi kişiliğinden ziyade tarihte yaşamış bir insan olduğunu ve Ali'nin, Alevilik inançlarında olduğu gibi birisi olmadığını belirtmişlerdir. Konuyla ilgili bu kadar yapılmış araştırma varken, böyle şeylere inanmanın anlamsız olduğunu da söylemişlerdir.

Tablo-7: Deneklerin doğum yerleri ve Ali'nin insan veya Tanrı olması inancı arasındaki ilişki

Deneklerin Doğum Yerleri

Ali insandır

Ali insan görünümünde Allah'tır. Fakat Bu Ali'nin sırrıdır. Mahiyeti bilinemez.

Toplam

Tunceli

5

33.3

10

66.7

15

15.0

Erzurum

1

6.7

14

93.3

15

15.0

Erzincan

6

23.1

20

76.9

26

26.0

Muş

1

11.1

8

88.9

9

9.0

Ereğli

27

77.1

8

22.9

35

35.0

Toplam

40

40.0

60

60.0

100

100.0

Value: 33.57 S.D: 4         X2: 00    Anlamlı

Deneklerimizin doğum yerlerine göre; inançlarına olan bağlılıkları ise, Ereğli doğumlu olanlarda Ali'nin insan olduğu inancının oranı yüksek çıkmıştır. Tablo-5'de yaş değişkenine bağlı olarak, Tablo-6'da eğitim düzeyi değişkenine göre inançlarda değişim olduğunu söylemiştik. İşte doğum yeri değişkenine bağlı olarak deneklerimizin yaş ve eğitim durumlarının ortaya koyduğu bir sonuç olarak gö­zük­mektedir. Buna ayrıca, Ereğli dışında doğan deneklerimizin doğum yer­le­rin­de­ki inançlarına olan bağlılığı sosyal ve tabi çevreden dolayı fazla idi. Fakat Ereğ­li'deki sosyal çevrenin bir sonucu, inançlarında farklı açılımlar kazanırlarken özel­likle gençler üzerinde Alevilerin inançları açısından olumsuz etkisi görülmektedir.

Ereğli dışında doğan deneklerimizde "Ali'nin insan görünümünde Allah olduğu, fakat bu Ali'nin sırrıdır, mahiyeti bilinemez" şeklindeki inanç yüksek çıkmakla beraber, kısmi bir çözülme gözlenmektedir. Deneklerimizin,

“memlekette iken Ali'nin Tanrısallığı konusunda hiçbir tereddüdümüz yoktu. Fakat Ereğli'deki insanlar Ali'nin sadece bir insan olduğunu söylemeleri üzerine biz de hangisine inanacağımızı şaşırdık”,

şeklindeki ifadeleri sosyal çevrenin Alevilik inançları üzerindeki etkisini en güzel bir şekilde anlatmaktadır.

1.4 Alevilik İnançlarında Tenasüh İnancının Yeri

Tablo-8: Hacı Bektaş-ı Veli donunda gelenin Ali'nin kendisi olduğu inancına katılıyor musunuz?

 

Sayı

%

Evet

53

53.0

Hayır

47

47.0

Toplam

100

100.0

Hz. Ali’nin ilk insandan bugüne kadar insan şeklinde yeryüzüne/dünyaya geldiği ve Hz. Ali’nin yeryüzünde Tanrı'nın görüntüsü inancı vardır. Bundan dolayı tenasüh inancının yaygın olduğunu ve bunun eski dinlerin etkisiyle İslami bir motif kazanmış olarak hala devam ettiğini söyleyebiliriz. Anlatılan menkıbelerde bu ve buna benzer çok örnekler bulunmaktadır. Deneklerimiz arasında Hacı Bektaş'ın da Ali ruhunda dünyaya geldiğine dayalı bir inancın yaygınlığı da yukarıdaki tablodan gözükmektedir. Bu inanca göre aslında Ali, dünya yaratılalı beri birçok insan görüntüsünde dünyaya gelmiş ve var olmuştur. Tenasüh inancının yaygınlığı gibi hulûl inancı da yaygındır ve Alevilik inançları içerisinde geniş bir yer tutar.

Aleviler arasında anlatılan ve inanılan şöyle bir efsane vardır:

"Süleyman peygamber zamanında iki büyük dev varmış. Çevreye büyük zarar vererek insanların içine korku salmış ve birçok insanı da öldürmüş. Süleyman peygamber bu devlerle baş edememiş. Ali yetişmiş ve devlerden birini öldürmüş ve öbürünün de elini kolunu bağlayarak bir mağaraya kapatmış. Çok uzun zaman geçmiş. Peygamber Muhammed zamanında büyük ve insanları korkutan bir gürültü duyulmuş, insanlar paniğe düşmüş ve Peygamber'e koşmuşlar. Peygamber sesin geldiği yere ulaştığında elleri kolları bağlı olan bir devi mağarada görmüş. Dev, Peygamber'den yardım istemiş, Peygamber kendisini kimin bağladığını sormuş ve dev de kendisini bağlayanı tarif etmiş.

Peygamber evine dönmüş, devin yanına, çocuk yaşta olan Ali'yi de alarak gitmiş, Dev Ali'yi görünce korkudan yine bağırmış, Peygamber ne olduğunu sormuş, dev de 'beni bağlayan bu çocuktu' diyerek Ali'yi göstermiş."

Bu örnekte de vurgulandığı gibi, Ali'nin bir başka insan görüntüsünde dün­ya­ya geldiği ve kendi görüntüsünde geldiği insanlarda Ali'nin ruhu olduğu inancı yay­gındır.

Yukarıdaki menkıbeyi anlatan Rıza Fidan dedeye "Ali, Süleyman peygamberden önce ve sonra da geldi mi?" sorumuza, "Evet, hem de çok defalar" şeklinde cevap vermesi üzerine "Muhammed zamanından sonra da dünyaya geldi mi?" sorumuz üzerine, "Evet, hem de çok defalar, çünkü Ali her zaman vardır ve o her yerde hazır ve nazırdır" şeklinde cevap verince, bu konuşmamızın geçtiği sohbet grubumuzdaki yaşlılar dedenin anlattıklarını tasdik etmişler. Fakat gençler bu inanca katılmadıklarını ve bunların uydurma hikâyeler olduğunu ileri sürerek böyle şeylere inançlarının olmadığını söyleyerek dedeye ve yaşlılara itiraz etmişler. Dede ve yaşlılar da onlara "zaten siz hiçbir şeye inanmıyorsunuz, size Alevi denmez ve zaten değilsiniz de" şeklinde cevap vermişlerdir.

Bu örneklerden anlaşılacağı gibi Aleviler için Ali, Sünnilerin inandığı, anladığı ve bildiği bir Ali değildir. Tarihi bir şahsiyet olmaktan uzak, efsanevi bir varlıktır.

Deneklerimizden bazıları Hacı Bektaş'ın başka bir adam olduğu, Ali'nin başka bir adam olduğu; Hacı Bektaş'ın Ali olmasının mümkün olmadığını söyle­miş­ler­dir. Bazıları ise, Hacı Bektaş Veli türbesini ziyaret ettiklerini ve duydukları kada­rıyla da Ali'nin mezarının Irak'ta olduğunu ve öldürüldüğünü söyledikten sonra "Hacı Bektaş'ın Ali donunda geldiği" şeklindeki inanca katılmalarının ve inanmalarının mümkün olmadığını söylemişlerdir.

Tablo-9: Deneklerin yaş düzeyleri ve Hacı Bektaş'ın aslında Ali olduğu inancı arasındaki ilişki

Yaş Grupları

Evet

Hayır

Toplam

15-19

7

29.2

17

70.8

24

24.0

20-29